Salı, Haziran 05, 2007

Mutluluk


Bir varmış, bir yokmuş. Meryem diye bir kız varmış.
"Mutluluk nedir Meryem?" diye kimse sormamış.
Korkuları düşlerinden çokmuş.
İtilir kakılırmış.


O güzel manzaraların ve görüntülerin yanında, toplumsal mesajla içsel-psikolojik anlatımı aynı potada eriten kaç tane film var ki...İçe oturan giriş sahneleriyle finali...Kaderle tesadüf...Sevilen Türk filmlerinin büyük bir kısmında yer alan komediyle hüznün bir arada kullanımı...
Evet etkilediği olduğu bir gerçek. Çok sevdim ama itirazlarım var.
Elde çok ama çok sevilmiş bir kitap var çünkü.
Meryem'in içi, Cemal'in zaafları, Profesörün yaşamı anlamlı hale getirme çabası...
Tekdüze yaşamdan ya da töreden kaçış temalarından daha derin bir şeyler vardı kitapta. Karakterlerin iç sesleriyle ilerliyordu olaylar. Diyaloglar az ve özdü. Bir karakter kitabıydı Zülfü Livaneli'nin romanı, aynı anda sürükleyiciydi de. Politikti üstelik. Filmdeki gibi karikatürize olmuş bir sosyolog izlenimi vermiyordu kitaptaki İrfan. Bir burjuva şımarıklığı değildi güvenli ve konforlu yaşamından kaçışı. Ayrıca filmin sonunda Meryem'le Cemal bir Hollywood filmi edasıyla yakınlaşmamalıydılar. Karakterleri kendi yoluna göndermek çok mu zordu?
Terrence Malick'in New World filmindeki Pocahontas'a benziyordu Meryem bazı yönleriyle. Filmin anlatımı ve kimi dingin bölümleri de o filmi hatırlattı bana. Çoğu kişi sevmez o filmi ama ben severim çünkü "edebiyat gibi film"dir gözümde. Mutluluk'un daha önce kitabını okumasaydım, film için de aynı şeyleri söylerdim.

4 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Hiç bir film kitabın yerini tutamaz, kitap her zaman daha baskın çıkar seveni için. Bazıları bu sınırı zorlasa da zor işte kitabın etkisini unutmak.

Sera dedi ki...

çok nadir olur filmi kitaptan daha çok sevdiğim anlar.

efe dedi ki...

aynı cathrine, christian ve nicolas üçlüsü gibi abdullah,talat ve özgü üçlüsü var bu filmde. ön yargı tavanlarda

Sera dedi ki...

diğer ikisini bilmem de talat bulut hiç olmamış burda.