Paul Thomas Anderson'ın romandan yaptığı serbest uyarlama daha çok petrolcü Daniel Plainview ile genç rahip Eli Sunday karakterlerine ve ikisinin arasındaki sinsi mücadeleye odaklanan, ağır mı ağır, kasvetli mi kasvetli, ne zaman bitecek bu film dedirten bir yapım. Oğul Bunny babası tarafından daha çok bir dekor olarak kullanılıyor. Kitapta çok önemli bir rol oynayan Paul karakteri filmde sadece başlarda yer alıyor. Plainview'a ailesinin arsasında petrol olduğunu söyleyip, sonra da biraz para alıp ortadan kaybolduğunu görüyoruz ve neden ailesinin sömürülmesine göz yumduğunu ve neden bu şekilde davrandığını öğrenemiyoruz.
Anderson'ın karakter yaratma konusundaki başarısı, özellikle Manolya'dan dolayı bilinen bir gerçek. There will be Blood'ın baş karakterlerini ise abartılmış buldum. Kapitalizm eleştirisini karakter üzerinden yapma yoluna gitmiş Anderson. Para söz konusu olunca, güya insanlardan nefret ettiğini her fırsatta dile getiren Plainview karakterinin bile nasıl insanlıktan çıktığını, din ile paranın dünyanın en önemli sömürü araçları haline geldiğini etkileyici bir şekilde ele almasına rağmen, filmin kendisini izleyiciden uzak tutan, izleyicinin filmin içine girmesini önleyen bir yapısı var. Ayrıca kitabın göz korkutan uzunluğuna ve minicik yazılarına rağmen filmden daha sürükleyici olduğunu söyleyebilirim.
Paul Thomas Anderson'ın son dönemin iyice parlatılıp şişirilmiş yönetmenlerinden biri olduğunu düşündürdü bana bu film maalesef ki. Hele imdb'de en iyiler listesinde 33 numaradaki yerini hiç hak etmiyor. Amerika'nın yozlaşmış değerlerini anlatan çok daha etkileyici filmlere rastlanabilir yetmiş seksen yıllık sinema tarihinde. Daniel Day Lewis kendini paralıyor, Oscarı da aldı ve başarılı bir oyuncu olduğunu kabul ediyorum ama çığrından çıkmış oyunculuklar konusunda söz gelimi Jack Nicholson'ın ve daha onlarca oyuncunun o kadar çok delice performansını izledim ki, bu filmdeki karakter de beni o kadar etkilemedi. En dikkate değer olanın, Paul Dano olduğunu ve geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum.
2 yorum:
bu filmde aynı şeyleri düşünmen mutlu etti beniç zaten artık sera referansı gibi bişey oluştu bende. ben tamam diyorum sera da tamam derse o filmi baş köşeye tıkıyorum gibi bişey oluştu ister istemez :)
bence de çok fazla abartıldı ve bence de çok daha akıcı olabilirdi ben acayip ağır ve sıkıcı bulmutşum. bi manolya'ya bak bir de buna. ikisi de uzun ama arada baya fark var.
paul dano ise evet böyle giderse iyi işler başarabilir, little miss sunshine da da oldukça kendini paralayan abi rülnde iyiydi. hadi bakalım.
eleştirmenlerin ağır ilerleyen filmlere karşı bir zaafı var sanırım :D
Yorum Gönder