"Eğer dünya bir sihirbazlık eseriyse, o zaman bir sihirbazın da mutlaka olması gerekir. günün birinde onun maskesini düşürmeyi umuyorum. ama bir kez olsun sahnede kendini bize göstermeyen bir sihirbazın oyununu ortaya çıkarmak, pek kolay olmasa gerek."Jostein Gaarder'ın bu kitabını Sofi'nin Dünyası'ndan önce yazdığı belirtilmiş açıklama kısmında. Sofi'den çok daha akılda kalıcı ve yoğun bir kitap İskambil Kağıtlarının Esrarı. Yine öykü içinde öykü, sorgulayışlar, düşlerle iç içe geçmiş beklentiler, filozof çocuklar var. Şahane kurgusu da cabası.
"Astronotlar üzerinde yaşam olan başka bir gezegen keşfetse, herkes müthiş şaşırır, yer yerinden oynar. ama kendi gezegenlerinin varlığı hiç de şaşırtmıyor onları."
Babayla çocuğun diyalogları, kaderle materyalist dünyayı sorguladıkları bölümlerin yanında iskambil kağıtlarının olduğu bölümler de keyifli. Çekici as'lar, hilebaz maçalar ve de joker. Bilge jokerin yeri apayrı kitapta. "Ben de mi kitaptaki baba gibi joker biriktirsem" dedirtiyor.
"Joker küçük bir delidir.herkesten farklıdır o.ne sinektir ne karo, ne kupa ne de maça.sekiz veya dokuz, papaz veya bacak değildir.her şeyin dışındadır, ötekilerle aynı yere ait değildir.gerçi öbür kartlarla aynı pakette bulunur, ama orası onun kendi evi değildir aslında.bu yüzden de çıkarılıp bir kenara konabilir, hiç arayanı soranı olmadan. her zaman ve her yerde deli şapkası ve şıngırdayan çıngıraklarıyla küçük bir deli çıkabilir ortaya. ve gözlerimizin ta içine bakıp sorar: kimiz biz? nereden geliyoruz?"
Sofi'nin Dünyası'ndaki ders kitabı havasıyla ise alakası yok. Düşçül bir çocuk kitabı gibi başlayıp göz yaşartıcı bir derinliğe ulaşan kitap "görünenin ardındakini görebilenler için" yazılmış belli ki...
"Aynı yıldızları görebildiğimiz halde, birbirimizden sonsuz ölçüde uzaktık."
"Biraz garip bir şey bu. şu gezegende belki beş milyar insan yaşıyor. ama işte tutup birini seviyorsun ve onu başka hiç kimseyle değişemiyorsun."
"Kaderin ne olduğunu bilmek isteyen, ondan daha uzun ömürlü olmalıdır."
9 yorum:
Değişik bi kitapmış, bulursam alıcam :)
Bu arada Sofi'nin Dünyası, ders kitabı falan dedin, benim babam da bi ders kitabı yazmıştı, ondan esinle,lisede pek tutulmayan felsefe dersini sevdirmek için, nerden nereye, çağrışıma bak :)
küçük prens'i andırıyor bazı bölümleri de. :)
enfestir iskambil kağıtlarının esrarı.
portakal kız en sevdiğim 2.romandır. söylemiş miydim sana?
jostein gaarder ztaen başlıbaşına enfes.
bi aynadaki muamma'sı kaldı. :(
sirk müdürünün kızı diye bir romanı da var, onu da bence bulursan mutlaka oku. aralarında bana göre daha az güzel ama yine de başka bir tat bırakıyor insanda.
Aynadaki Muamma oldukça hüzünlü ve yine etkiliyor insanı. Dediğin diğer kitabı da bi ara okumaya çalışırım :)
bu arada sis ve gece'yi sonunda bitirdim, filmini de izledim hemen arkasından.
diyeceğim şudur ki, kitabı hakkaten de güzel bağlanmıştı bence.
filmi fena değil belki biraz daha etkili olabilirmiş ama öyle gene de iyi bi uyarlama olmuştu. sonlardaki mor sevişme sahneleri, ilyas salman'lı sahneler ve kişisel sempatimin olduğu selma ergeç'li sahneler oldukça güzeldi. upur polat zaten iyi bir oyuncu ama keşke yönetmen biraz daha aradaki geçişlerde nebiliyim bir es bıraksaymış. havada kalıyor bazı sahneler. belki ben bunları kitabın tam üstünde izlediğimden normal olarak daha fazla ayrıntı beklediğinmden diyor da olabilirim ama gene de biraz daha etkili olabilirmiş çünkü oyunculuklar oldukça iyiydi.
yani havada kalmış derken mesela bir örnek,
mustafa raporu kendi hazırladı ya hani "ben görmedim amirim yorum yapamam" dedi ya sedat'a, filmde sedat baktı böyle ters ters ona.
şimdi hiç kitabı kumayan biri o sahnede bişe çakamaz,
kitapta 5 sayfa mustafa muhabbeti vardı, istanbul lisesi mezunu ordan hukuk fakültesi, kendini düşünüyor, grup piskolojisi sıfır, yeni nesil ah hep böyle şeklinde. hatta kendi raporunu kendi hazırlamışta iç sesi sedat'a şey diyordu (baya kaptırdım ben şu an kendimi, eved! :D) kesin avukat sevgilisi tembihlemiştir bunu mustafa'ya.
başlarda bunu bi eyrde sedat diyor ama çok laf üstü bir diyalogda ve bu kadar derinine inmiyordu.
Sofi'nin Dünyası'na sadece 3 sayfa tahammül edebilmiş biri olarak bir çırpıda bitirmiştim bu kitabı. Kesinlike çok eğlenceli ve sürükleyici. Mor gazoz :)
tria: sen bu kadar ayrıntılı yazıyorsun buraya sağol da kendi bloguna da yazsan keşke bunları :)
sis ve gece filmi genelde iyiydi ve kitapla uyumluydu. filmlerin dezavantajı kimi ruhsal betimlemelerden ve karakter geçmişleriyle ilgili ayrıntılardan yoksun olmalarıdır ve genelde de öyle kalacaklar sanırım.
la santa roja: Sofi^yi de sevmiştim ben ama bu kitap bambaşkaydı etki açısından. ben de mor gazoz isterdim :)
biraz hazıra konuyorum sanırım. hem zaten muhakkak bahsettiklerin kıyısından köşesinden benim alakalı olduğum şeyler olduğundan gerek kalmıyor ekstradan bahsetmeye. :)
Yorum Gönder