Salı, Ocak 13, 2009

Go Kate Go

Filmler

66. Altın Küre Ödülleri'yle yine eğlenceli dakikalar yaşadık. Ödül sahipleri belirlendikten sonra bir şeyler söylemeyi tercih ettim, ayrı ayrı tahminler yazmaktansa. Aday filmlerin hemen hemen hiçbirini izlemediğim için, şu iyi olmuş, bu keşke almasaymış diyemiyorum tam olarak. Onu oscarlarda diyebileceğim büyük ihtimalle. Yine de en iyi drama filmi ve senaryo olarak Slumdog Millionaire ve yönetmeni Danny Boyle'un kazanmasına sevindim. Tahminlerimin de büyük bölümü tuttu zaten ama David Fincher'a en azından en iyi yönetmen ödülü verirler diye düşünmüştüm. Artık bir dahaki sefere diyorum. Danny Boyle'un kazanmasından da son derece memnun olduğumu belirteyim. Şahane bir filmografisi var bi kere.


En iyi müzikal-komedi filminin Vicky Christina Barcelona seçildiğine pek şaştığımı itiraf etmeliyim. Happy-Go-Lucky'nin alacağını tahmin ediyordum. Woody Allen'a ve çarpıcı oyuncu kadrosuna bir selam çakmak istediler demek ki. Filmi izlemeden bir yorum yapamam ama sırayla birbiriyle ilişkiye giren tipleri anlatan filmleri pek sevmesem de, eğlenceli bir filme benziyor. Göreceğiz. Penelope Cruz'un en iyi yardımcı kadın oyuncu seçilmemesi ise beni şaşırtmadı. Kate Winslet'in en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alacağına kesin gözüyle bakıyordum. O olmazsa Penelope alırdı zaten ama beni de herkes gibi şaşırtan Kate'in dramada en iyi kadın oyuncu seçilerek iki ödülü birden almasıydı. Bu dalda Angelina ya da Meryl Streep almasın da kim alırsa alsın diyordum. Meryl Streep 30 yıllık oyunculuk hayatında silip süpürmüş zaten her şeyi. Angelina kazansaydı, kabus gibi bir şey olurdu o zaman. Kristin Scott Thomas iyi oyuncu olsa da şansı az görünüyordu. Anne Hathaway ise pek methediliyordu ve bahisler en çok onu gösteriyordu. Büyü de gel diyoruz dünkü çocuk Anne Hathaway'e ve "go Kate go" diyerek bir gaz da biz veriyoruz Kate hanıma. Sonuçta sırada oscar var. Altın Küre'de iki ödül birden alıp da oscarda hiç ödül almazsa, o oscarı verenlerin ayıbı olur. Kaç senedir görmezden gelinmesinden sıkıldık. Kate hanımın ödüllerini alırken yaptığı konuşmalar da enteresandı. "Kazanma alışkanlığım pek yok" demesi, diğer adayların adını sayarken Angelina'nın adını unutması, ağlamakla gülmek arasında mimikler takınması eğlenceli dakikalara sahne oldu.
Komedi-müzikal dalında en iyi kadın oyuncunun Happy-Go-Lucky ile Sally Hawkins'in seçilmesi de beklenen bir şeydi. Törenin en utangaç konuşmasını gerçekleştirirken, ödülünü aldığı kişi açısından da şanslıydı Sally Hawkins. Aynı dalda en iyi erkek oyuncuyu, yine In Bruges filminin diğer oyuncularından Brendan Gleeson alır sanırken, Colin Farrell'ın alması da sürpriz oldu. Farrell'ın konuşması törenin en kötü anlarından biri olarak gösterilmiş. "Gribim" falan derken garip şeyler söyledi. Yine de giderken "Yabancı basını unutuyordum az kalsın. Yoksa geri dönmek zorunda kalacaktım teşekkür etmek için" demesi komikti bence. Ödülü verenlere teşekkür etmeyi unuttuğunu düşünün kazananların.
Mickey Rourke'un oyuncu olduğunu hatırlayarak süper bir performans sergilediği aşikar olan Wrestler filmiyle en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanması, Wall-e'nin en iyi animasyon seçilmesi, Heath Ledger'ın ödülü kazanmasıyla herkesin anısına saygıda bulunarak ayakta alkışlamaları beklenen şeylerdi. En iyi yabancı film Waltz with Bashir seçilmiş İsrail yapımı. Nasıl bir tavrı var filmin izledikten sonra görüp değerlendireceğiz.

Diziler

Mad Men ve 30 Rock artık daha fazla ödül almasın lütfen. Hiç mi başka komedi dizisi yok, hiç mi başka sit-com yok, çok mu süper bi orijinalliği var 30 Rock'ın ve oyuncularının anlayabilmiş değilim. Severek izliyoruz o ayrı ama öyle abartıldığı kadar özgün bir dizi olduğunu düşünmüyorum. Tina Fey ve Alec Baldwin'den çok daha yetenekli komedi oyuncuları var ayrıca. Bir şikayetim yok bu ikisinden ama görmezden gelinen çok fazla oyuncu olduğu da bir gerçek. Ödüllük bir oyunculuk göremedim ben. Mad Men'den de sıkıldık. Her sene en iyi drama dizisi seçiliyor. House'ın ve Lost'un 4. sezonları gayet bombaydı. Lost'u aday bile göstermemişler artık niyeyse. Halbuki tam umudu kesip "Lost tost oldu" derken, ilgi çekici bir sezona imza attı Lost ekibi. House da hep görmezden geliniyor. Bari Dexter falan alsa diyeceğim, hadi True Blood'ı geçtim. Onu biraz biraz aykırı bulabilirler. In Treatment'ı izleyesim geldi törende çok adı geçince. Gabriel Byrne en iyi erkek oyuncu seçildi. Onun da geri dönüş an'ı gibi bir şey oldu sanırım, ki uzun zamandır etkili bir yapımda göremiyorduk kendisini. "Anna Paquin'i itici bulurlar, Kyra Sedgewick daha önce almıştı, belki Mad Men'den January Jones alır ama Sally Field varken diğer adayların şansı yok" derken Anna Paquin çıktı zarftan True Blood'daki düşünce okuyan ve vampirle aşk yaşayan garson rolüyle. Sanırım True Blood'a bir şekilde ödül vermek amacıyla ödülü Anna Paquin'e verdiler. Malum en iyi drama dizisi diye seçemeyecekleri kesin gibi bir şeydi. Stephen Moyer da aday olsaymış en azından, bir taşla iki kuş olurmuş. Stephen Moyer'dan zaten ayrı bir yazıda bahsetmek lazım :p Sally Field aynı rolle daha önce Emmy ödülünü almıştı ama yırtınıyor kadın Brothers&Sisters'da. Nasıl ödüllendirmediler hayret. Rachel Griffiths'i gördükçe de aklıma tek bir şey geliyor: Six Feet Under. Gördükçe özlüyorum.

Törenin diğer kayda değer anlarını zikretmek gerekirse; en komiği Ricky Gervais'in ünlülere haddini bildiren konuşmasıydı. Sacha Baron Cohen de soğuk terler döktürdü sivri esprileriyle, özellikle Madonna'nın boşanmasına gönderme yaptığı kısımda. Spielberg'ün konuşmasıysa sıkıcıydı açıkçası. Jennifer Lopez'in açılışı yapmasıysa kötü bir fikirdi ve kıyafetinin de güya törenin en iyi kıyafetlerden biri seçilmesi abesle iştigal efendim. Evet şimdi magazin kısmına geçiyoruz arkadaşlar.

Geyiğimi aldım da geldim

Sürekli böyle ödül törenleri görsek, izlesek keşke. Böyle uzun uzun yorum yapıp, kah dalga geçmek, kah heyecanlanmak güzel oluyor, geyik yapma fırsatı geçiyor elimize. En kötü kıyafetlerden başlayalım. Uzun uzun resim yükleyemeyeceğim için üşenmeyenler isimlere tıklayıp oradan bakabilirler hanımefendilerin kıyafetlerine.

Jennifer Lopez: Bence altınlı, yaldızlı haliyle oldukça abartılı, her zamanki gibi J.Lo'nun sırt dekoltesi ve popo pötürdemesiyle dikkatleri üzerinde toplama isteğinin bir yansıması.
Rene Zelwegger: Bari iç çamaşırı siyah olsaydı. O nasıl bir üsttür öyle, ki biz sizi şık sanırdık. Demek ki olabiliyormuş insanın saçmaladığı anlar.
Freida Pinto: Slumdog Millionaire'in oyuncusunun kıyafeti bence kötü. Renkten kaybediyor gözümde bi kere. Ortadaki fırfırlı kısım da ne öyle.
Cameron Diaz: Pembe düşlerin kraliçesi olduğunu mu vurgulamak istemiş acaba. Fırfırlar, kıvrımlar falan da hitap etmedi bana.
Marisa Tomei: Fransız teyzelerin havasına bürünmüş. Galada neyse de, burada böyle bir elbise giyilir mi. Üstelik adaysın. Peh.
America Ferrera: Etek kısmından kaybediyor.
Blake Lively: Elbise güzel gibi ama fazla pötürdemiş, balık eti göstermiş Gossip Girl Serena'sını.
Maggie Gyllenhaal: Moda defilelerinde ön sıralarda göründüğü olmuştur kendisinin ama burada kabus gibi duruyor.
Jenna Fisch: Bu da plaja falan gidiyor herhalde.
Beyonce: "Bana bakın" diyen bir elbise daha. Sevmiyoruz böyle şeyleri efendim.
Rachel Griffiths: Hamile mi diyeceğim ama emin de olamıyorum, bir bilgim de yok. Ütüsüzlük hissi vermiyor mu size?
Kristin Scott Thomas: Ağırlık havası vermek istemiş sanırım ama sevmedim ben.
Olivia Wilde: House'ın Thirteen'i renk açısından zevkliymiş ama eteğini görünce, evdeki tülü üzerine mi geçirip geldi dedirtiyor.
Lisa Edelstein: House'ın Cuddy'si göğüslerinin düştüğünün farkında değil mi acaba? Hadi elbisede bir zarafet olmak üzereymiş tam ama...
Anna Paquin: Çok sıradansınız bayan. Dümdüz bir şey işte. Saçlarını salsaymış belki kurtarırmış.
Salma Hayek: Nutkumuz tutuldu.
Eva Mendez: Hiç sevmediklerim arasında ilk sıraya oynar kişilik olarak. Elbise desen kurdele ne öyle orda. "Esmerim, beyaz giyineyim" klişesi.
Elizabeth Moss: Tören elbisesi değil sanki. Yırtılmışlık havası veriyor etekleri.
Heidi Klum: Hala gülüyorum. "Bayan Seal" diyeceğim, komik olacak. Demiyorum o yüzden.
Jennifer Morrison: House'ın Cameron'ı o burjuva saçını değiştirmeden yaranamayacak hiçbir şekilde kimseye. Cart ki ne cart. Tasarımı güzel halbuki.

Güzel olanlar:

Anne Hathaway: Şahane renk, tasarım, uyum, endam. Hem çarpıcı, bir yandan da sadelik hissi de veriyor sanki.
Amy Adams: Siyah her zaman uygun bir seçimdir de tepeden tırnağa zarafet hissini layığıyla yerine getiriyor.
Drew Barrymore: Açık mavi renk seçimiyle farklılık yaratmış. Şahane işte daha ne diyelim. Saçlar da ayrı bir retro.
Miley Cyrus: İyi giyinmiş kerata. Etek kısmı da hoş.
Amanda Seyfried: Mamma Mia'nın oyuncusunun kıyafetine süper diyemesem de sade ve şık görünüyor.
January Jones: Biraz fazla cart mavi sanki. Çok öyle beğenmedim ama kötü de diyemem.
Isla Fisher: Bu tarz bir elbiseyi daha önce Penelope Cruz giymişti. Ölçülü bir fırfırlık var etekte. Fena değil diyeyim.
Debra Messing: Yüzünde bir tuhaflık vardı sanki. Güzeldi ama kıyafeti.
Evan Rachel Wood: Artık Dita Von Teese gibi giyinmekten sıkılmıştır umarım derken geçer not aldı bu kez.
Tina Fey: Beğenilmesi garanti siyah kıyafetler arasına giriyor. Beğendik ama lafımız yok. Boydan bi resmini bulacağım diye kaç dakika harcadım burda.
Demi Moore: O da şıklığı garantilemiş.
Rumer Willis: Renk güzel de etek kısmı da fena değil diyelim. Dikilip durdu garibim gece boyunca. Annesi Demi Moore'dan da "dik dur, kambur durma" fırçasını yemeyi ihmal etmedi.
Kate Winslet: Hep topuzlu gidiyor sanki ödül törenlerine. Yakışıyor yine de. Sarı saçtan kurtulsa keşke. Şık ve sade.
Laura Linney: Tepeden tırnağa uyumlu.
Kyra Sedgewick: Renk güzel, elbise güzel. Kuyruğu olmasa tam olacakmış.
Megan Fox: Saçını topuz yapması da isabet olmuş. Kız güzel, elbise zaten güzel.
Penelope Cruz: Yine hayal kırıklığına uğratmadı kendileri. Yanında Javier'ciği de olsaymış tam olacakmış.
Christina Hendricks: Çok orijinal değil ama güzel görünüyor elbisenin içinde hanfendileri.
Angelina Jolie: Kimi beğenmiş, kimi beğenmemiş kıyafetini. Yakışmış bence. Hem en şıklardan da olmayıversin kendileri, bir şey kaybetmezler.

Çok eğlendim. Oscarlarda görüşmek üzere efendim. Yorumlarınızı bekler, gözlerinizden öperim.

6 yorum:

efe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sera dedi ki...

tiplerin kıyafetlerini ve adlarını tek tek hatırlamam mümkün değil. not falan da asla tutmam, öyle bir tarzım yoktur hehe. çok basit, entertainment weekly, eonline, imdb gibi sitelerden direk çıkıyor zaten ve bana da link verip yorum yapmak kalıyor. link vermek biraz kasıyor ama fotoğrafları tek tek koymaktansa link vermek daha iyi :)

bu sene aday olan filmler genelde ilgi çekici geldi bana. woodynin filmi hariç. aynen onun son zamanlardaki filmleri gayet sıradan geliyor bana ama vicky christina barcelonayı izlerim büyük ihtimalle. görüntüler, oyuncular falan izletebilir. revolutionary road'u da kate için izlemeyi düşünüyorum. frost-nixon var bi de izlemeyi hiç düşünmediğim. slumdog is en çok merak ettiklerimin başında geliyor.

Dizilere de seni buyur etmek dileğiyle :)

efe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
La Santa Roja dedi ki...

çok tarafsız olmadığımı belirterek devam ederim ki favorim drew'dur. We love youuu!!!

Jamini dedi ki...

çok komik-gerçi benim bu yazdıkların hakkında pek bir fikrim yok ama(2 senedir tvim olmadığı için..:D)

amaa,ilgi ile okumaya devam ediyoruz.

Sera dedi ki...

la santa roja: Drew pırıl pırıl parlıyordu evet :)

jamini: linklere tıklayıp kıyafetleri görebilirsin. bir de indirebilme imkanın varsa ve merak da ediyorsan ödül töreni netten indirilebiliyor. gereksiz tabi. :D takip için teşekkürler ayrıca :)