Cuma, Şubat 27, 2009

Ignatius Reilly


"Dünyada gerçek bir dahi varsa, bunu anlamak kolaydır,
çünkü bütün alıklar ona karşı birlik oluştururlar."
Jonathan Swift


John Kennedy Toole'un ilk ve tek romanı Alıklar Birliği'nin ana karakteri Ignatius Reilly öyle bir karakter ki, antikahraman tanımının tüm özelliklerini üzerinde toplamış. Huysuz, aksi, şişman, çirkin, tembel, aseksüel, nihilist, takıntılı, ve dobra mı dobradır. 30 yaşına geldiği halde dul annesiyle yaşayan, subabıyla ve meşhur gazlarıyla meşhur olan, süper akademik bir kariyer yapabilecek zekaya ve tavra sahipken kendi bildiğini okuyup odasından çıkmadan tez ve kitap yazan, kız arkadaşıyla tek münasebeti mektupla yazışmaları olup kendisinden pek de aşağı kalmayacak kaçıklıkta bir karakter olan kız arkadaşı Mirna Mynkoff'un sosyal ve cinsel telkinleriyle eğlenen, ne zaman dışarı çıksa sadece görünüşü yüzünden değil akıllara zarar tavırları yüzünden de başına gelmedik kalmayan, annesinin artık çalışıp yoksulluklarından kurtulmalarını sağlaması yönündeki ısrarları sonucu önce bir fabrikanın altını üstüne getirip, sonra sokaklarda gülünç ve okura kahkaha attıracak hallerde sosis satmaya çalışan, gittiği her yerden kovulan ve tüm dünyanın kendisine karşı olduğu bir garip antikahraman.

Kitabın diğer karakterleri ya da olayları bir yana Ignatius Reilly bir yana çünkü Ignatius'un olmadığı bölümler kitabı elimden bırakamama hissini veremedi ve merak unsurumu canlı tutamadı. Bir an önce Ignatius çıksın, garip cümleler yumurtlasın, kim bu aykırı tipler düşünceleri vardı hep aklımda ve bir bütün olarak sürükleyici gelmedi kitap ya da dikkatim hep Ignatius'ta olduğu için diğer karakterlere yeterince özen göstermemiş olabilirim. New Orleans aksanının Türkçe'ye yansımasından da haz alabildiğimi söyleyemem. Moderniteyle dalga geçen Chuck Palahniuk kitaplarını anımsatması açısından ve o tarzı sevenlerce okunmalı yine de.

32 yaşında intihar eden yazar John Kennedy Toole'un kendi hayat hikayesi gibi hüzün doluydu satır araları. Aslında yazarın kendi hikayesinden daha çok etkilendim. Onlarca yayınevi tarafından geri çevrilen Alıklar Birliği'nin ölümünden 5-10 yıl sonra annesinin çabalarıyla yayınlatılmasından sonra Pulitzer kazanan bir kitap bu. Ölümünden sonra Pulitzer kazanan nadir yazarlardan olan John Kennedy Toole (başka hangi yazarlar var bilmiyorum) bu kadar depresif bir insanken nasıl böyle mizahi bir kitap yazabildi diye de düşünmeden edemiyor insan.

14 yorum:

efe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Jamini dedi ki...

bende bu kitabı okumuştum.3 sene önce can yayınların kelepir satışından çok ucuza almıştım.şimdi hatırladım benide new orleans aksanın çeviriye aktarımı biraz rahatsız etmişti.(gerçi çeviren bundan başta bahsediyordu) ama süper bir romandı bence,keşke elimde olabilseydi şu an ve sadece ignitious defterine düştüğü kişisel notlara tekrar göz atabilse idim.

Sera dedi ki...

efe: kesin sağlar. palahniuk'a aşina mısın bilmiyorum ama bunu da seversin mesela.

jamini: bendeki merkez kitaplar basımıydı ve öyle çok ucuz olduğunu söyleyemem. ignatius unutulmayacak kitap karakterlerinden biri ve öyle ki romandaki olayları bile geçiyor kendi kişiliği. new orleans aksanının da özellikle annesi ve arkadaşları arasındaki "datlum" tipi cümlelerle türkçeye yansıması bana da rahatsız edici geldi pekçok yerde.

Ludmilla dedi ki...

Ben çeviriye bayılmıştım. Hatta Püren Özgören çevirisi ibaresi taşıyan kitapları gözüm kapalı almama sebeptir. Bence o dil, Ignatius'un o ortamda ne kadar farklı durduğunun göstergesi olarak algılanabilir.

Ignatius benim en sevdiğim roman kahramanlarından, sevmene şaşmadım o yüzden. John Kennedy Toole beni de şaşırtmıştı, dehalar mutsuz oluyor ama bu kadar komik bir kitabı nasıl yaratıyorlar? Cevabı bilinmeyen sorulara bir tane daha. :)

Sera dedi ki...

Ben çeviriye, daha doğrusu o dile bayıldığımı söyleyemeyeceğim. birçok yerde kitaptan soğumama neden oldu. Kitabın sonu çok hoştu ayrıca. :)

Jamini dedi ki...

resme bakınca aklıma takıldı.ignitious un bir bıyığı varmıydı?

bir de ben toole un deha filan olduğunu düşünmüyorum..bence mutsuzluk sıradan ve gözde büyütülmemesi gereken bir şey.

Sera dedi ki...

evet bıyığı vardı. Toole'un da dahi olup olmadığı tartışılır bence de. zeka dolu bir roman yazmış olsa da, öyle unutulmayacak dahilikte bir kitap değildi. her şey üstüste gelince de intihar etmiş gibi görünüyor.

efe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sera dedi ki...

peki sana fight club diyeyim de bi aşinalığın olsun :)))
çevirilerin amerikan konuşma dili yerine çevrildiği dilin yapısına uyarlanması lazım bence de.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

İgnatius Reilly benim en sevdiğim kahraman. Şu cümlesi bile kalbimi çalmaya yeter: "Şimdi işe gitmek gibi bir sapkınlıkla karşı karşıyaydı." :)

efe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sera dedi ki...

Aydan Atlayan Kedi: Daha onun gibi onlarca diyalog sayılabilir :))

efe: Choke diye bi film var. o da Palahniuk'un kitabından uyarlanmış. zorla kitap okutacağız sana herhalde :p

efe dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sera dedi ki...

benim de dvd parçacıklarım arasında yer alıyor. izlerim yakında.