Pazartesi, Mayıs 25, 2009

catch 22

"Sadece bir tek kural vardı: Madde 22. Bu maddeye göre, aklı başında bir insanın yapması gereken tek şey, gerçek ve yakın tehlikeler karşısında, kendi güvenliğiyle yakından ilgilenmesiydi. Orr deliydi, şu halde, yer görevine yerleştirilebilirdi. bir tek şey yapması gerekiyordu: böyle bir istekte bulunmak. Böyle bir istekte bulunduğu an, deliliği geçmiş olacak, dolayısıyla görev uçuşuna çıkması gerekecekti. Orr daha sık görev uçuşuna çıktığı taktirde deli, çıkmadığı takdirde akıllı olacaktı. Ama akıllıysa uçuşa çıkmak zorundaydı. Eğer uçuyorsa deliydi ve uçmak zorunda değildi. Ama uçmak istemiyorsa akıllıydı ve uçmalıydı. Madde 22'nin akıllara durgunluk verecek kadar basit bir madde olması karşısında Yossarian afallamıştı. Uzunca bir ıslık öttürdü. "

Madde 22
ya da özgün adıyla Catch 22, savaşın nasıl bir kördüğüm olduğunu gözler önüne sererken, birbirinden çatlak karakterler aracılığıyla keyifli bir okuma serüveni vaat ediyor. "Savaş" sözcüğünün çağrıştırdığı tüm o dehşetengiz ve kanlı imgelerden uzak bir kitap yazmış Joseph Heller fakat bunu yaparken de yine savaş olgusunun olumsuzluğuyla dalga geçmiş, 600 küsür sayfa boyunca habire nanik yapıp durmuş birilerine, bir yerlere... En çok da her ortama lazım diyebileceğimiz Yossarian karakteri aracılığıyla.

Orduya yanlışlıkla düşmüş gibi görünen Yossarian, uçuşlarını tamamladığını ve eve dönmek istediğini bildirdikçe uçuş sayısı her seferinde daha da artırılıyor. Tüm o generallerle albayların büründüğü otorite kisvesinin arkasındaysa mankafalılıktan başka ne var merak ediyor insan. Hele ki Papaz'ın sorgulandığı bölümde bir insanın suçlu "bulunmasının" ne kadar da pamuk ipliğine bağlı olabileceğini kitabın pekçok yerinde olduğu gibi komik bir dille anlatırken Heller, aynı zamanda Papaz'ın hissettiği çaresizlikle başına nelerin geleceğinden bihaber hallerindeki dehşeti çaktırmadan okura hissettiriyor. Yossarian'ın İtalya'nın sokaklarında yaptığı gece yürüyüşlerinde karşılaştıklarında da o umutsuzluk hissediliyor söz gelimi. Kimi askerlerin uçuşlar sırasında ölmelerinde de. Bu örnekler kitabın eğlenceli, keskin, alaycı ve kahkahalar attıran akışını bozmuyor, aksine daha da artırıyor. En çok güldüğüm kitaplardan biri oldu Madde 22 / Catch 22. Kaçık karakterlerle iflah olmaz diyaloglar da tuz biber ekiyor.

Zengin çocuğu Nately'nin aşk takıntısı, geceleri çığlık atarak uyanan bir deri bir kemik Aç Joe, zevzek ve yüzsüz Aarfy, Henry Fonda'ya benzediği için sürekli dışlanan ordunun en yalnızı Major Major, Yossarian'ın çadırındaki ölü adam, doktordan başka herkese benzeyen Doktor Daneeka, ticaret işini iyice büyüten ve ordudakilere pamuk bile yedirmeye kalkan hırslı Milo, yanaklarında elmayla dolaşan Orr, oradan oraya savrulan Papaz, bir diğer kaçık Dunbar, Hemşire Duckett, Luciana ve daha neler neler, kimler kimler... Ordudaki diyaloglarıyla İtalya'daki fahişelerle olan maceralarını okumak da pek bi şenlikli.

Bu kadar kaçık karakter olmasa bile sırf Yossarian yetiyor. Hatta onun görünmediği bölümlerde nerde bu Yossarian, ne zaman ortaya çıkacak, gelip bir cümle patlatıp noktayı koysa ya, demeyen okur var mıdır acaba. Kitabın en çok konu edilen karakteri Yossarian'ın anti kahramanlığı, dikbaşlılığı, tüm o eğlenceli tavırları okuru kendine aşık ediyor, bu kadar basit.

2 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Yossarian Rules!!!

En favori kitaplarımdan biri hakkındaki en güzel yazı kesinlikle. Yazarın yeni bir kitabı daha çevrildi türkçeye alıp okumakla hayal kırıklığına uğrama korkusu yüzünden hiç bulaşmamak arasında kaldım, bakalım. :)

Sera dedi ki...

daha iyi bir yazı olabilirdi aslında aceleye geldi ama sağol :)