Cuma, Ağustos 14, 2009

Harry Potter ve Melez Prens


Duydun mu komşu, Harry Potter High School Musical ile Gossip Girl arası bir şeye dönüşmüş.

Çok eğlendim evet. Tüm o aşk iksirleri, Ron'un şaşkın ve tapılası halleri, önceki filmlerden daha çok ve nedeni bariz bir biçimde Dumbledore izlememiz, arada bir delişmenliğinden delişmenlik beğenen Helena Bonham Carter izlememiz, Luna Lovegood'un egzantrik kıyafetleri ve şapkaları, Fred ve George'un şaka dükkanı, Harry-Ron-Hermonie üçlüsünün başka bir boyut kazanan güvenilir dostlukları, Snape'in kendini daha bariz biçimde göstermesi, Melez Prens'in tekinsiz kitabı, Dumbedore ve Harry'nin baştaki tüm o zevzek gençlik maceralarını unutturan ürkütücü hortkuluk avı...

Tüm bunlara rağmen, yine David Yates'in yönettiği Zümrüdüanka Yoldaşlığı ile Alfonso Cuaron'un yönettiği Azkaban Tutsağı'ndan müteşekkil kişisel Harry Potter seçkime girmez gibime geliyor Melez Prens. Zümrüdüanka'nın anlatımını daha başarılı ve akıcı bulmuştum; Melez Prens'te ise David Yates gençlik maceralarında biraz fazla oyalanmış ve film çok daha yeniyetme bir havaya bürünmüş.

Bir diğer itirazım ise, Voldemort'un gençliğine ve düşünseli ziyaretlerine yeteri kadar yer verilmemiş olması. Kitapta Voldemort'la ilgili daha çok hakikat ortaya çıkıyordu sanki, filmdeyse özet hissi verdi bu bölümler.

Esasında kitapların temasıyla da alakalı olabilir Yates'in iki filmdeki tercihleri. Zümrüdüanka'da iyi ve kötü kavramlarıyla kişiliğimizi asıl meydana getiren unsurun seçimlerimiz olduğu vurgulanıyordu. Melez Prens ise daha çok büyümekle ilgiliydi. J.K. Rowling ne düşündü acaba iki filmle ilgili? İki bölüm halinde gösterime girecek olan son film Ölüm Yadigarları'nın daha doyurucu olacağını hissediyorum. Göreceğiz.

4 yorum:

Porco Rosso dedi ki...

cuaronu çok severim. harryleri okudum. severim de ve şaşrıtıcı bir şekilde en sevdiğim film bu oldu.

kitaptan bağımsız olarak en filme benzeyen şey bu çünkü. kitaptan en çok uzaklaşan bu da olsa fena değildi.

Sera dedi ki...

hoş bir seyirlikti sonuç olarak.

Alexis dedi ki...

Film tamamen özetti zaten. Saçmalıklarla doluydu. O love denen kızı gossip girldeki kıvırcan kızı yolmak istediğim kadar yolmak istedim. Sonuç olarak arkadaşımla gülüp gülüp geldik. Bence bu filmi bir dedavid yates çeksin :@:@

Sera dedi ki...

gençlik maceraları biraz fazlaca işlenmişti. Voldemort'a daha çok yer verilmeliydi diye düşünüyorum.