Pazar, Aralık 06, 2009

sanal fuarın güzellikleri


Sanal fuarın güzelliklerinden ve indirimlerinden bir kez daha yararlanırken, en verimli kitap alışverişlerimden birini gerçekleştirmiş olmamın mutluluğuyla son aldığım kitapları sizlerle paylaşabilirim artık. Kitaplar geleli iki hafta oldu esasında-bayram öncesiydi.
"Beni oku", diyor Jeffrey Eugenides. "Hayır önce beni oku", diye ısrarla haykırıyor Watership Tepesi. Bense önce Kitap Hırsızı'ndan başladım ve Kitap Hırsızı'nı bir sonraki kitap etiketli yazıya sakladım. Üstteki resimde yer alan kitapların listesini sıralamam gerekirse:

Jeffrey Eugenides - Bakir İntiharlar ve Middlesex
Le Clezio - Açlığın Şarkısı
Rivka Galchen - Atmosferik Rahatsızlıklar
(Bu kitabı daha önceki alışverişlerimden birinde almıştım. Hala okunma sırası gelmediği için yeni alınanların arasında durması icap eder.)
Dave Eggars - Müthiş Bir Dahiden Hazin Bir Eser
Zadie Smith - İnci Gibi Dişler (Bunu ise tavanarasından buldum. Birkaç yıl önce ilk 15-20 sayfasını okuyup bir kenara kaldırmıştım. Yeniden denenecekler arasında.)
Richard Adams - Watership Tepesi (Lost dizisi ile Kara Kule serisine ilham kaynağı olan kitaba balıklama atladım. Okumadan önce seveceğinizden bir şekilde emin olduğunuz kitaplar vardır. Watership Tepesi de öyle gibi geliyor; göreceğiz.)
Junot Diaz - Oscar Wao'nun Tuhaf ve Kısa Yaşamı
Ray Bradbury - Uğursuz Bir şey Geliyor Bu Yana
(Something Wicked This Way Comes. Fahrenheit 451'den beri yazarın başka bir kitabını okumayı kolluyordum.)
Jose Saramago - Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (Daha Körlük'ü bile okumadım fakat Körlük'ün filmini bile sevmişken kitabına da saracağımdan pek fazla şüphem yok. Bir Saramago daha eklemek istedim kitaplığa.)
Neil Gaiman - Mezarlık Kitabı (Neil Gaiman'ın hayal dünyası ve fotoğraflarıyla röportajlarındaki o "hepinizi kucaklıyorum" havası mutlaka almalıyım dedirtti.)
Geraldine Brooks - Kitabın Kulları (Şahane kapaklı ve bolca gizem vaat eden bir diğer merak unsuru daha.)
Iain Banks - Camda Yürümek


Üstteki fotoda bu ayki fuardan aldıklarım ikisinin de methini çok duyduğum:
Arnon Grünberg - Tirza
John Updike -Tavşan Kaç


Resimde görülen diğer kitapları daha önceki sahaf yorgunlukları sonucu almıştım. Ön raflarda hala okunmayı bekleyen kitaplar görülebilir:
Michael Cunningham - Dünyanın Sonundaki Ev
Bret Easton Ellis - Ay Parkı
Carlos Fuentes - Cam Sınır
(Evde 3 adet daha Fuentes romanı beklemede. Diğer ikisi Doğmamış Kristof ve Kutsal Bölge.)
Mircea Eliade - Matmazel Christina
Mario Vargas Llosa - Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu

Manuel Puig - Örümcek Kadının Öpücüğü
Toni Morrison - En Mavi Göz

Kazua İşiguro - Uzak Tepeler

Ian McEwan - Suçsuz
(En güzeli de yayınevlerinin tükendikten sonra yeniden basılmayan kitaplarına sahaflarda tesadüf edivermek oluyor. McEwan'ın Suçsuz'u gibi.)
Lawrence Durrell - Karanlık Labirent (Bana kalsa İskenderiye Dörtlüsü'nü alırdım önce fakat sahaflarda ilk karşılaştığım Durrell kitabıydı Karanlık Labirent ve kaçırmak istemedim.)
Stefan Zweig - Amok Koşucusu (Annemden kalan kitabı hala okumamışım. Arka raflara göz gezdirirken fark ettim. Sıkı bir Satranç romanı hayranıyken hala bunu okumamam ayıp karşılanabilir fakat büyük ihtimalle yine geri planda kalacak diğerlerinin yanında.)


Üstteki bu fotoda da Calvino'lar dışındakileri daha önceden almıştım. Fuentes'lerden yukarıda bahsettim. Orwell ve Tolstoy okumayı özledim. Proust da hala bekleme listesinde. Juan Rolfo ve Pavese de aynı şekilde. Yusuf Atılgan'ın ise yerinin ayrı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Bir de bunlar vardı. Ayrıntı Yayınlarının indirimlerinden seçtiklerimdi ve daha önce de blogda yer vermiştim çoğuna. İnsana evde okunmayı bekleyen pekçok kitabı olmasına rağmen hala kitap aldıran nedir, nasıl bir güdüdür?

Ve merdivenlere taşan kitaplar. Ön kısımdaki orijinal dildeki kitaplar ve arkalara doğru uzadıkça uzayan eskiler, anne ve kardeş kitapları vs. Ön kısımdaki Nick Hornby, Ian McEwan, Margaret Atwood, Lawrence Durrell, Elisabeth Gaskell, Richard Yates, Peter Hedges, Charles Dickens, Kurt Vonnegut kitapları (Şampiyonların Kahvaltısı'nı geçenlerde okuyup sevemediğim için pek elim gitmese de). En üstteki Paul Auster ve Carson McCullers dışındakilerle birkaç sene önce alıp hala okumaya tenezzül etmediğim Peter Hedges romanı dışındakileri bu yaz ikinci el bir kitapçıdan aldım.

Tüm bunlara bakacak olursak bir şekilde kafayı yediğimi düşünebilirsiniz ama kimin umurunda...

17 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Beni heveslendirmeyi başardın, fotoğraflar çok güzel, kitapların daha çok. :)

Daha sabah 23 kitaplık bir alışveriş yaptığım halde yeni liste oluşmaya başladı gibi. Gabriel Zaid'i anarak kendimi ve seni rahatlatayım: "Gerçekten kültürlü olanlar, okunmamış binlerce kitaba gönül rahatlığıyla sahip olup da daha fazlasını satın almak için de arzularını asla yitirmemeyi başarırlar."

Banks, İşiguro ve Cunningham'ı sevecek misin, merak ediyorum. Ve yeniden ne zaman kitap alacağını da. :P

gülş dedi ki...

kafayı yediğini düşünmek bir yana bayıldım! :) kitaplarını hiç bir yerlere sığdıramayan bir tek ben değilim süper!

sevgiler.

Sera dedi ki...

ludmilla: senin listen de az iştah kabartıcı değildi. o alıntıyı yine senden okumuştum daha önce ama kimden olduğunu unutmuştum. iyi ki hatırlattın :)

gülş: "kitap kardeşliğinin gücü adına" diye haykırabiliriz o zaman :)

Nur dedi ki...

Çok sevdim bu yazını da .Yalnız değilsin:)
Büyük bir tebessümle bitirdim yazıyı, benim de hiç umrumda değil, okuma hızıma uymuyor kitap edinme hızım, daha okumadan tutuluyorum nedense kitaplara, raflarda bekleyen onlarca kitaba rağmen kolayca başka onlarcasına sarıyorum. Diliyorum bizim gibi olanlar sayıca artar:)

Sera dedi ki...

hepsini istediğimiz zaman okuyamasak da varlıkları huzur vermeye yetiyor :)

Nur dedi ki...

Evet sanırım benim cevabım bulundu, huzur:)Zamanını bekleyenler var ve her zaman okuyacak bir kitabın olduğunu bilmek huzur veriyor gerçekten.

Adsız dedi ki...

Kafayı yediğini falan düşünmüyorum. Çünkü bende sen gibiyim. Kütüphanemde onlarca kitap okunmayı beklerken idefix sepetimde nereeyse 400'e yakın kitap sipariş verilmesi için bekliyor. Tabii makul sınırlar içinde yarın yada öbür gün siparişimi vereceğim. Evimde kütüphanemin önüne geçip de kitaplarımı seyretmeyi, onlara dokunup içinden bir iki cümle okumaya bayılıyorum. Bizim gibilerin HUZUR'u bu sanırım. Nice kitap dolu günler dilerim. Keyifli okumalar :)

selen dedi ki...

Eveeet. Butun fotograflara itina ile tikladim. Hepsini inceledim. Gercekten cok etkileyici! Middlesex ve White Teeth benim de kutuphanemde donem arasini bekleyen kitaplardan ikisi. Zadie Smith'in bir de On Beauty kitabini onermislerdi bana. O da duruyor hatta onu Istanbul'dayken almistim, buraya kadar tasidim. Evde bir suru okunmamis kitap dururken kitap almaya kalkinca once kendimi hafiften suclu hissediyorum. Sonra omuz silkip aliyorum. Sana simdiden kolayliklar, allah daha nice nicelerini nasip etsin :))

Sera dedi ki...

kitapkurdu: 400 kitap mı vow. sanal fuar harika bir olay haline geldi. benim de daha sipariş vermek istediğim çok kitap vardı ama evde henüz okumadığım kitapları görünce üzülüyorum, o yüzden belli bir sınıra indirdim :)

zsa: bana da evde bekleyen kitaplara haksızlık ediyorum gibi geliyor kitap almaya devam ettikçe ama aynen omuz silkerek bildiğimi okuyorum ben de. amin ayrıca :))

Porco Rosso dedi ki...

"hacı be ne?" demekten kendimi laadım.

işten istifa edip tüm parayla kitap alıp eve kapanacam.

haber ederim 1-2 ay sonra.

sağlıcakla kalın.

Çavlan dedi ki...

off çok özendim, ben de istiyorum kitaplarımın böyle merdivenlere taşmasını! ama merdiven yok evimde! ehem, daha az yüzeysel yorumlara gececek olursak: ben de aynı şekilde bu seneki tüyap'ta biraz delirdim ve bütün paramı (büyük ihtimal önümüzdeki ayın ısınma parasını da!) kitaplara harcadım, oysa evde daha okunmamış çuvalla kitap var. bunu bazı (ya da pek çok?) kadının ayakkabı takıntısına benzetebiliriz bence; dolaplarında sürüyle ayakkabıları vardır, hiç mi hiç ihtiyaçları yoktur yeni bir çifte ama ayakkabı almaya devam ederler, bir giydiklerini bir daha giymezler, bazıları hiç giyilmeden durur, karşısına geçip seyretmekten haz duyarlar vs. kimse de ayıplamaz onları. ya da tamam, ayıplayanlar çıkabilir ama ayakkabı ya da çanta ya da şapka manyaklığından daha az ayıplanası değil mi kitap manyaklığı, en azından kafamızın içi gelişiyor falan? hm.

Sera dedi ki...

porco rosso: haberlerini dört gözle bekliyorum :D

çavlan: nasıl bir takıntıdır kitap almaya devam etmek bilmiyorum ama bu kitapları alarak çok hayırlı bir iş yaptığımı düşünüyorum :)

ayrıca ayakkabı almayı hiç sevmem :p

Nur dedi ki...

Ne güzel yorumlar geldikçe, seviniyorum kitabadoymazgiller(yeni uydurdum) ailesi ne de kalabalıkmış diye:)) Şu ayakkabı meselesine gelince ben de aynısı düşünüyorum, hatta stresli günlerimin anısını taşıyan kültürtv alışveriş yazımda bahsetmişim bu benzetmeden:) Kitabadoymazgiller birbirine benziyormuş demek.

dwarfwaves dedi ki...

aynı dertten ben de muzdaribim lakin her dert böyle olsa keşke kelimeleri de dudak kenarlarımda...okunmamış kitaplar,alınacak kitaplar ve akabinde bende olmayıp sende olan kitaplara hasetlenme :)) gibi uzayıp giden maddelerden de anlaşılacağı üzre kitap bağımlısıyım...bir de benim artım bu sene işe keyfi ara vermem nedeniyle kitaplarımı bol bol okuyacak zamanımın olması,ha bir de türk dili ve edebiyatı öğretmeniyim,malum devamlı güncellenmem lazım... :))

Sera dedi ki...

nur: hatırlıyorum o yazını. le clezio, kafka'nın dönüşümü, (ikisi de harika kitaplar) suskunlar ve stefan zweig ilgimi çekmişti o listeden-ki bu ikisini okumadım. Amin Maalouf'un da Doğunun Limanları ve Semerkant'ın ilk bölümü favorimdir fakat diğer kitaplarına pek yatkınlığım yoktur. O kocaman Grotesk başlıklı kitabı da merak ettim ayrıca. :)

dwarfwaves: ben de işsiz bir ingilizce öğretmeniyim malum sebeplerden. meslektaşız diyebiliriz. :) çeviri filan da bazen yoğun bazen durgun olsa da, daha çok kitap okumama yol açıyor.

Nur dedi ki...

Yazımı daha önce okumuş olmana sevindim:) Çok okurum olmadığını düşünüyordum aslında.le clezio senden bana hediye sayılabilir çünkü yazını okuduktan sonra merak edip listeme ekleyivermiştim:) Dönüşüm'ü okuyamamıştım bir türlü, o da bu alıma kısmet oldu, gerçekten çok güzel, kısa ve çarpıcı. Amat sonrası İhsan Oktay Anar'ın tüm kitaplarını almaya karar verdim (bir sürü denizcilik terimini anlamamış olsam da, hayalperest ve fantastik yanım ağır basıverdi). Şimdi Puslu Kıtalar Atlası'na okuyorum, Suskunlar'a sıra ne zaman gelir bilmem. Aslında Amin Maalouf'u orta okulda keşfetmiş ve o zaman yayınlanmış olan kitaplarını da okumuştum ama şimdi nedense birşey hatırlamadığımı farkettiğim için alayım da yeniden daha bilinçli okuyayım dedim. Grotesk'i de bir blog yorumu sonrası aldım ben de merak ediyorum ama onun sırasını şimdilik kestiremiyorum, ve o alışverişin üstüne idefixten eleye eleye 19 kitap daha aldım, eh onlara da yer ayırmak lazım, daha alışveriş listede 111 tane bekliyor. Yine beyhude sözler verdim kendime aldıklarımı okumadan yenisini almayacapım diye... Bakalım mantık mı kazanacak, kitap huzuru mu:)

Sera dedi ki...

bakalım yeni idefix alışverişin neleri içeriyor. kesin kitap huzuru ağır basar bence :)