Bright Star sıradan bir romantik kostüm filmi olmanın ötesine geçen, bambaşka bir duyarlılığa sahip, incelikli görüntülerle ve karakterleriyle tam anlamıyla bütünleşen oyunculara sahip bir Jane Campion filmi. Piano gibi başyapıt ilan etmeyecek çoğu izleyici Bright Star'ı ve günümüzün hızlı kurgulu ve bol seks çeşnili filmlerine alışmış izleyiciye de sıkıcı ve ağdalı gelebilecek bir film öte yandan. Benim içinse, o hiç katlanamadığım "kavuşamayan aşıklar" temalı filmlerin en güzellerinden oldu bile."Şiir gibi bir film" tanımının karşılığı olarak Bright Star, şair Keats'i sevgilisi Fanny'nin gözünden anlatırken, esas olarak Fanny'nin ve o dönemin kadınlarının bir portresi kabul edilebilir. Yalnızca dikişini dikip kendisine bakacak bir koca bulması beklenen Fanny, Keats'le tanışmasıyla da şiir dünyasına kendince girmeye çabalasa da, Keats'in şairliğini olumsuz etkileyecek bahanesiyle Keats'in yakın arkadaşı tarafından birçok kez aşağılanıyor. Şiir ya da edebiyat dünyasına giremiyor, girmiyor belki fakat Campion Keats'in şiirlerinde Fanny'nin varlığını ya da Fanny'nin etkisini izleyiciye satır aralarına göstermeye çalışıyor. Yönetmenin bu konuda kesin bir cevap verme çabasına girmemesi de kıymetli benim açımdan.
Jane Campion filminde ne bir kadın öyküsü anlatıyor ne de Keats'in biyografisini vermeye çalışıyor aslında. Fanny'nin işlediği nakışlar gibi Jane Campion da nakış gibi işliyor filmini ve aşka o kaybettiği saflığını geri veriyor. Ben Whishaw, Perfume ve I am Not There ile birlikte enteresan bir filmografisinin olacağını şimdiden haber veriyor bize ve şahane bir Keats oluyor. Abbie Cornish de Fanny rolünde mütevazı ve derinlikli. Filmi sevip sevmemeniz filmden beklentilerinize göre de değişecektir. Savaş filmi çekti diye ciddi yönetmen gözüyle bakılan Kathryn Bigelow ile aşkın doğasına ilişkin bir film yaptı diye chick lit-kadın filmi yapan bir yönetmen gözüyle bakılan Jane Campion arasında bana göre büyük bir samimiyet farkı var. Bigelow savaşın gerçek yüzünü gösteren bir film yapsaydı başarısını takdir edebilirdim kişisel olarak fakat Jane Campion'ın filmi görebilen gözler için daha fazla inceliklere ve "gerçek oyunculuklara" sahip olmasına karşın sırf işte bu aşk filmi yapısı nedeniyle görmezden geliniyor. Birçok ödüllü ve popüler aşk filminden daha kalıcı olacağına da eminim Bright Star'ın.
3 yorum:
bright star, birakin keats guzellemesi olmayi keats hakkinda bile degil.
bastan ayaga bir fanny filmiydi. tarihin sayaci henuz bin sekiz yuzlerin basini gosterirken bir kadinin kendine uygun gorulen rolu reddedip dogaclamaya kacmasindan baska bir sey degil.
fanny, keats ve yol arkadasindan siir hakkinda bir seyler ogrenmekle alisilagelmisin disina cikmiyor, daha en basta keats' i bilmez, dolayisiyla ona asik degilken de tasarlayip giydigi kostumleriyle oldukca farkli oldugunu belli ediyordu.
dolayisiyla siir gibi film de fanny' ye ait.
dogru, karsimizdaki bir 'piano' daha degil. yine de her sahne usta isi degil mi? kir sahneleri, bahari ozleyenleri tarumar eden cicekler, iki asik' in aradaki duvara ragmen birbirine dokunmasi ve elbette hayatin gelip geciciligini simgeledigi kadar askin da gelip gecici oldugunu simgeleyen kelebekli sahneler.(acaba keats' in erken olumune bir hazirlik olsun diye mi? daha az aci duyalim diye mi?)
bilmem sizin de icinizde (manalari farkli bile olsa) clem ve joel' in buz uzerinde uzandigi sahneye baglandi mi?
ben whishaw gercekten iyiydi. ama parfume ve i am not there' i gorduysaniz sasirmiyorsunuz.
funny rolunde abbie cornish bende pek iz birakmadi (holyy hunter' i baz aldigim icin yucetanri beni bagislasin)sadece bu kiz, dedim: bu kiz nicole kidman ve charlize theron kirmasi.
dogrudur, bir cok aglamali, gulmeli ve sevismeli ask filmi unutulup gidecek ve geriye bright star kalacak. ama bir kadinin almasini istedigimiz oscar bu filme olmazdi...
hele avatar varken asla olmazdi...
Filmin atmosferi, o görüntüler, kelebekli, yürüyüşlü sahneler beni de kendine hayran bıraktı. Bazı erkek izleyiciler bu film sizin de üzerinde durduğunuz gibi daha çok Fanny'nin filmi olduğu için memnun kalmayacaklardır filmden ama benim gözümde Jane Campion'ın en iyi iki işinden biridir.
Avatar karşılaştırmasını gereksiz buluyorum; ikisi farklı filmler ve yönetmenlik açısından da öyle. Oscara aday gösterilmeliydi derken, ille de bir kadın yönetmen olacaktıysa Jane Campion olabilirdi demek istemiştim, savaş çığırtkanlığı yapan Hurt Locker'la Kathryn Bigelow değil. Madem Avatar'a ya da favori diğer filmlere verilmeyecekti, Jane Campion'ın da en azından adaylar arasında geçebilirdi diye düşünüyorum. Ama iyi ki yoktu aralarında diye de düşünülebilir tabi bazı açılardan.
ben filmin keats' i tali yol haline donusturen halinden sikayetci degilim. fanny' nin hikayesi olmakla da yeterince guzel. (ya da fanny hikayesi anlamaktan bir sikayetim yok)
ki keats ile ilgili en cok sevdigim sey: 'moda oldugu icin vereme yakalanmis gibi duran keats' yorumudur.
avatar ve bright star tabi ki baska yolun yolculari. hatta avatar bir yana listedeki filmlerin tamami bir yana. ben karsilastirma yapmayip sadece avatar' a verilmeyen oscar' a kin kustum. zira sinema bundan sonra ne olacaksa avatar' in tartisilmaz etkisi sayesinde olacak.
Yorum Gönder