Hollywood'a özgü malzemeleri alıp Hollywood'a "film böyle çekilir" diyen, şimdiden yılın en iyilerinden kabul edeceğim, kurgusuyla ve diyaloglarıyla beni benden alan ve kesinlikle arşive katılması gereken bir film El Secreto De Sus Ojos/Gözlerindeki Sır. En iyi yabancı film oscarını da alan Arjantin yapımı bu şaheser için tek temennim, Hollywood'un yeniden çevrim fiyaskolarına katılmamasıdır. Das Leben Der Anderen/Başkalarının Hayatı'nı bile yeniden çevrim saçmalıklarına katan Hollywood'dan bahsediyoruz ama...Herkes o şimdiden kült olmaya aday Usual Suspectsvari finalinden bahsededursun, ben özellikle futbol sahasında geçen sahnelere ve o sahnelerdeki geniş planlı kamera kullanımına dikkatinizi çekmek isterim. Gözlere odaklanılan sahnelerle geçmişe ilişkin bağlantılar da cabası. Benjamin'le Irene arasındaki çekim ve diyaloglar, Benjamin'in yakın arkadaşı ve ortağı arasındaki ince esprilerle dolu anlar, "katillerden istifade etme sanatı" olarak devletin uygulamaları ve bize de çok yakın gelecek politik temalar, her haliyle sömürüye açık istasyondaki ayrılık sahnesindeki iç burkuculuk, oyuncuların doğallığı, özellikle Ricardo Darin'le Soledad Villamil arasındaki uyum, karakterlerin takıntılarında insana özgü takıntılar ve tutkular üzerine düşündürücülük, masumiyetle suçluluk arasındaki ince çizgi, intikam ve suçla cezanın düşündürdükleri ve daha kimbilir yazarken unuttuğum ne ayrıntılar. Ne kadar uzun uzun bahsetsem de hep eksik anlatıyormuşum gibi gelecek. Yalnız, Kore sinemasına da sanki selam çakmıyor mu birçok haliyle? Bunun ardından olsa olsa Memories of Murder kurtarır beni.
"Bir erkek her şeyini değiştirebilir. yüzünü, evini, ailesini, kız arkadaşını, dinini, tanrısını... Yine de değiştiremeyeceği bir şey var, tutkularını değiştiremez..."
Tek kelimeyle insanlık tarihinin özeti Agora. "Dinler tarihinin özeti" demek eksik bir tabir olacak zira insanlığın kanlı tarihinin kökenleri üzerine çekinmeden her şeyi dile getiren bir film çekmiş Alejandro Amenabar. Zamanının çok ötesinde bir kadın karaktere olağanüstü bir şekilde hayat veren Rachel Weisz'ın sahneleri ile, ki aslında daha da iyi olabileceğini biliyoruz, köle Davus'un yaşadığı çelişkilere daha fazla odaklansaydı, fazla teatral bir havası olmasaydı filmin ve de sinematografik açıdan da diğer Amenabar filmlerini aratan bir yapısı olmasaydı başyapıt diyebilirdim. "Kör gözüm parmağıma" hissi verme tehlikesi de var üstelik. Özellikle Hıristiyanların pek hoşuna gidecek bir film de değil, ne de kadına bakış konusunda binlerce yıllık zehirli bakış açısını hala aratmayan kimi Müslüman ülkeleri."Daha iyi olabilirdi" hissine rağmen izleyicide sarsıcı bir etki uyandırmayı başaran Alejandro Amenabar, kendisinin her filmini beğenmeye hazır benim gibi izleyicileri yine de hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Ötekileştirme ile insanlığa yapılan gerçek kötülükler hususunda etkili bir film Agora. Dünyanın şekline ilişkin gerçeği ilk keşfedenlerden biri olarak Hypatia karakteri ve de o iç acıtan İskenderiye Kütüphanesi'nin yakıldığı sahneler filmin unutulmazları. Yukarıdan çekilen uydu görüntülerine benzeyen sahnelerde Amenabar, "siz böyle ıvır zıvırla uğraşırken, Hypatia'nın uğraşlarına bakın bir de" diyor.
"I believe in philosophy."
12 yorum:
Bencede tek kelimeyle harika bir filmdi. Hele Sandoval'ın telefonları açışına bayıldım, Alo Kan bankası, alo özel taktikler bölümü, yanlış numara çat!
Ricardo Darin'i seyretmek ise ayrı bir keyif. Romantizmi sonuna kadar tırmandırmayı da ihmal etmeyen film bence birkaç kez seyredilebilir.
Kapıların açılıp kapanması ve adliyeye olan mizahi bakış açısı da enteresandı.
Agora daha iyi olabilir miydi evet daha iyi olsaydı anlaşılabilir miydi...Hayır.
Katılmamak elde değil evet...
yorum olacak benim ki : ne güzel yazmışsın. çok sevdim.
pek okunmadığımı sanıyordum oysa. mersi :)
ben mi okumuyorum, kimse mi?
başkasını bilmem de düzenli takip ettiğim 2-3 blogdan biridir burası.
yorum yazmayı sevmiyorum sanırım :))
baksana ilk yorumda "sade bir youm olacak benimki" yazacaktım. becerememişim atlamışım ilk iki kelimeyi.
genel olarak pek okunmadığımı hissediyordum da. gerçi okunsam nolcak o da ayrı bir tartışma konusu.
o 2-3 blogun arasına girdiğime sevindim :)
Kapı açılıp kapanması gerçekten süper bir simge aracı olmuş, bak gözden kaçan birçok şey var filmde, nekadar zekice bir senaryo,
Buarada haber vermek istedim, bende ödülün var,
tekrar izlemek istiyorum ben de. her izleyişte yeni ayrıntıların fark edildiği filmler vardır. Gözlerindeki Sır da öyle olacak gibi görünüyor.
Ödül mü? Ben mi?
agorayı henüz izlemedim ama gözlerindeki sır gerçekten inanılmaz güçlü bir filmdi, ve son sahne ölümcül bir güce sahipti "ne olur bir kere olsun benimle konuşsun" "müebbet yer demiştin"
sağlam bir filmdi gerçekten de. umarım hollywoodun yeniden çevrim saçmalıklarına eklenmez.
Yorum Gönder