Pazartesi, Nisan 05, 2010

Kendine Ait Bir Oda

"Kadınların zayıflığı üzerinde önemle dururlar, çünkü kadınlar daha aşağı düzeyde olmasalardı büyüteç işlevini yerine getiremezlerdi. Kadının eleştirisi karşısında duydukları tedirginliği ve bir kadının herhangi bir eleştiriyi, bir kitabın kötü, bir resmin yetersiz olduğunu ya da başka bir şeyi, aynı eleştiriyi getiren bir erkekten çok daha fazla acı vermeksizin söylemesinin olanaksızlığını da açıklar. Çünkü kadın gerçeği söylemeye başlarsa erkeğin aynadaki görüntüsü küçülmeye başlar; yaşam karşısındaki uyumsuzluğu yok olur." (s.41)

Virginia olayı çözmüş. Bu anlar dünyaya bedel. Okuduğunuz bir yazarın ruhunuzu ve en derindeki düşüncelerinizi dile getirdiği anlar yok mu, okumanın en güzel anları böyle anlar oluyor. Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda adlı yapıtında kadınların yazma ve yazamama serüveni üzerine düşündüklerini dile getirirken ve Jane Austen, Bronte kardeşler gibi klasik yazarlara farklı bir açıdan bakarken tek yanlı bir bakış açısı getirmiyor ve yazarın büyüklüğünün göstergelerinden biri bu bence.

"O babaerkiller, profesörler de bitip tükenmez güçlükler ve engellerle savaşmışlardı. Onların eğitimi de kimi yönden benimki kadar kusurluydu. Paraya ve güce sahiptiler, ama karşılığında, göğüslerinde, durmaksızın ciğerlerini paralayan bir kartal, bir akbaba beslemişlerdi; sahip olma içgüdüsü, elde etme hırsı ile sürekli başkalarının tarlalarına ve mallarına göz dikmiş, hudut ve bayraklar oluşturmuş, savaş gemileri ve zehirli gazı yaratmış, kendilerinin ve çocuklarının canını ortaya koymuşlardı." (s.43)

Fetihlerin, savaşların, kanla yazılmış tarihlerin kadından hemen hiç bahsetmediğini de vurguluyor Woolf ve bir cinsin diğer cinse benzemesi gerektiği düşüncesine de karşı çıkıyor. Benzerlikler yerine ayrılıkların ortaya çıkarılmasıyla dünyanın ve var oluşun daha iyi anlaşılabileceğini dile getirirken ona hak vermemek mümkün değil.

"İki cinsin birbirine kışkırtılması; üstünlük iddialarının ve zayıflığın bir tarafın üstüne yıkılması, insanlığın taraflara bölünmüş olduğu ve bir tarafın öbürünü yenmesi gerektiği gibi konular, kürsüye çıkıp başöğretmenin elinden süslü bir kupa almanın çok önemli olduğu ortaokul aşamasına aittir." (s.118)

Geçmişte erkek yazarların bile dünyanın vurdumduymazlığı karşısında işleri zorken, kadın yazarlar söz konusu oldu mu kimbilir kaç yaşam heba olmuştur. "Yazmak, düşünmek senin neyine?" saldırısına; "Her şeye kilit vurabilirsiniz ama kafalara kilit vuramazsınız" diye cevap veriyor Virginia Woolf ve ben ister istemez yazarı intihara götüren nedenleri merak etmeden yapamıyorum. Yaratıcı zihinlerin bir kısmı neden böyle bir sonuca doğru gidiyor, neden kaçınılmaz bir intihar; anlamak istiyorum Mrs. Dalloway'i ve Septimus'u okurken. Argümanlarının bugün bile geçerli olması acı bir şey...

8 yorum:

Moonshine dedi ki...

A Room of One's Own'u okumadim ama hep okumak istedim. Ben Woolf'la, " the Lighthouse"u okudugum guzel bir yaz mevsiminde tanismistim. Cok da sevdim onu.

"The Hours"u kesin izlemissindir tahim ediyorum :)

Sera dedi ki...

Ben de aynen To The Lighthouse'la başlamıştım birkaç yıl önce. Mrs. Dalloway ve A Room of One's Own'u yeni okudum. Tekrar tekrar okunabilecek kitaplar yazmış Virginia Woolf.

The Hours'ı 7-8 yıl önce, sinemalara ilk geldiği zaman izlemiştim. Hazır şimdi Cunningham'ın kitabını da bitirmişken tekrar izlesem iyi olacak :)

ahmet dedi ki...

mina urgan'ın yky'den çıkan çok güzel yazılmış virginia woolf biyografisi var. tavsiye ederim. gerçekten woolf'un dünyasını ve eserlerini çok güzel anlatıyor.

Sera dedi ki...

Haberim var o biyografiden. Okumak lazım bi ara :)

Moonshine dedi ki...

bu arada kac zamandir yazacagim ve hep unutuyorum simdi yazayim: Sag ust tarafta gorunen Poe quote'unun asli 'All that we see or seem, is but a dream within a dream' olmali :)

Sera dedi ki...

ben dream mi yazmışım. pek blogla ilgilenmediğimden nerde ne var hiç haberim yok inan :D

Aylak Kedi dedi ki...

daha geçen gün "okuyorum yazarım hakkında" demiştim .. http://kayipruhlukediler.blogspot.com/2010/04/baska-bir-pazar.html

çok hoş anlatmışsın sen, darısı başıma..

Sera dedi ki...

peki bekliyorum senin de yazını o zaman :)