Perşembe, Eylül 16, 2010

Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı

Nabokov'la yolculuğum Lolita'yla değil Karanlıkta Kahkaha ile başlamıştı. Hala Lolita'yı okumuş değilim ve acelem de yok. Lolita'da beni asıl ilgilendiren kitabın konusu ve karatkerlerinden çok yazarın dili ve üslubu. O yüzden biraz daha bekleyebilir diye düşünüyorum Lolita için.

Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı'nı okumak bir nevi mücadele okur için, en azından benim için öyle oldu ama mücadeleye değen bir kitap olduğu da bir gerçek. Karanlıkta Kahkaha başdöndürücü bir romandı birçok öğesiyle ve aynı şeyi Sebastian Knight için de söyleyebilirim; tabi Sebastian Knight'ın Karanlıkta Kahkaha'dan daha kompleks ve girift bir yapısı olduğunu da belirtmem lazım. Yalnız diliyle değil, olaylar zinciriyle de okuru sürekli tetikte tutarken Nabokov anlatıcı ve "ben dili" kullanımıyla ders veriyor adeta. Hayali bir yazarın hikayesine bizleri tanık ediyor alaycılığın, hüznün ve gizemin iç içe girdiği bir anlatımla. Eleştirmenler ve biyografi yazarları Nabokov'un alaylarına en çok maruz kalanlar oluyor. Ünlü bir yazar kimliği ve bu yaftayla bu dünyada var olmanın, yaşamını sürdürmenin zorlukları karşısında dünyanın kayıtsızlığını da vurguluyor. Pişmanlıklar, maceralar ve gönül ilişkileri anlatıcının gizemli kadını araştırdığı bölümlerde günyüzüne çıkıyor. Bir insanı yalnız onun bizi tanımamıza izin verdiği ölçüde tanırız sözünü doğruluyor sanki Nabokov. "Ben Sebastian'im ya da Sebastian ben ya da belki ikimizin de tanimadigi bir baskasiyiz" gibi cümleler karşısında ise ne düşünmemiz gerektiğini şaşırıyoruz.

2 yorum:

N.Narda dedi ki...

o halde nabokov'u tanıma zamanı...
geç kalmış sayılmayız herhalde, hayata da geç başladık nasılsa :)

Sera dedi ki...

ne derler, hiçbir zaman hiçbir şey için geç değildir :)