On üçüncü Hikaye ilk sayfasından okuru saran, son sayfalarına dek de okuru sarsan bir roman ve bir romandan beklenebilecek her şeyi veriyor. Gizem, gerilim, aile bağları, sürükleyici bir kurgu, etkili karakterler...Romanın anlatıcısı Margaret Lea anne babasıyla yaşayan ve annesiyle ilişkisi kopuk olan kitap kurdu bir genç kadın. Biyografiler yazarak ve babasının kitap dükkanında çalışarak hayatını kazanıyor ve bir gün ünlü ve gizemli bir yazar olan Vida Winter'dan kendi biyografisini yazması için teklif alıyor. Sonrasında Margaret'ın korkuları ve kendi aile sırlarıyla yazar Vida Winter'ın tekinsiz geçmişinin öyküsü iç içe anlatılıyor. İkiz kardeşler, ikiz ve kardeş olma temaları kitapta önemli bir yer tutuyor o yüzden On üçüncü Hikaye'nin diğer yarısını arayan kardeşlerin romanı olduğu da söylenebilir.
Yazar Diane Setterfield büyük bir Jane Eyre hayranı olmalı zira bu kitapta en çok gönderme yapılan romanların başında Jane Eyre geliyor. Romandaki yazar Vida Winter'ın kitaplığında Jane Eyre'ın tüm basımlarının ve kopyalarının olması ile hikayedeki kimi gizem öğeleriyle bariz göndermelerle Jane Eyre'a selam çakıyor Diane Setterfield. Gönderme yaptığı diğer klasikler Yürek Burgusu, Uğultulu Tepeler ve Rebecca fakat bu gönderme yaptığı romanlardan daha akıcı bir üslubu olduğunu söyleyebiliriz ve şahsen bu tür romanların büyük bir hayranı olmamama rağmen, daha doğrusu en sevdiğim roman biçimleri arasında bu romanların yer aldığını söyleyemeyecek olmama rağmen demeliyim, On üçüncü Hikaye beni klasik romanlardan daha çok etkiledi. Yazarın bu öğeleri kullanış biçimi romanı sevdiriyor.
Romanın anlatıcısı Margaret klasik tarzda öyküleri seviyor ve o meşhur giriş-gelişme-sonuç ilişkisine vurgu yapılarak anlatılıyor Vida Winter'ın geçmişi de. Margaret kendi hayatındaki çözümsüzlüklerin karşısında bu başı sonu belli eski öykülerden kuvvet alıyor. Vida Winter'ın öykülerini okuduğunda ise bu eski öykülerdeki ikiyüzlülüğe vurgu yapıyor:
"Sonsuza Dek Mutlu Yaşadılar masalı ahlaksızca bir şeydir. Kader önce uysaldır, akla uygundur. Tartışmaya açık bir konudur. Ama mutluluğun zalimce intikamıyla son bulur."
Vida Winter'ın öyküsü, aile sırları, ikizlerin tekinsizliği ve tekinsiz malikane gotik ve gizem öğeleriyle dolu. Vida Winter'ın kendi aksi ve nev-i şahsına münhasır kişiliğinin yanında, eski malikane Angelfield'ın kahyası ve bahçıvanı, ikiz kardeşler, onların aileleri ve Ambrose'un hüzünlü ve karanlık öyküleri başdöndürücü bir keskinlikle anlatılıyor. Roman içinde roman şeklindeki anlatım Carlos Ruiz Zafon'un Rüzgarın Gölgesi'ni andırıyor. Gerek Vida Winter'ın vurgularında olsun, gerek Margaret'ın romanın başlarındaki kitap sevgisine ilişkin söylediklerinde olsun, hikaye anlatmanın etkisine özellikle yer veriyor yazar. Vida Winter'ın anlattıklarının gerçekliğinin ne derece inandırıcı olduğu sorusu ise sonlara doğru şaşırtıcı sonla anlaşılıyor. Margaret'ın söylediği gibi, "iyi bir hikayenin her zaman yarım yamalak bir gerçeklikten çok daha iyi olduğu" düşüncesine ise katılmamak elde değil.
"Beni kızdıran gerçeği sevenler değil, gerçeğin ta kendisidir. Hikaye ile karşılaştırıldığında gerçeğin ne teselli edici yanı var ki? Gece yarısında, karanlıkta, rüzgar bacadaki bir ayı gibi gürlerken gerçeğin ne faydası var? Korku ve soğuk sizi yatağınızda taşa çevirirken kara kuru gerçeğin yardımınıza koşacağını sanmayın. Tek ihtiyacınız olan tonton hikayenin huzurudur. Kafadan atmanın ve bir yalan uydurmanın güven veren hali."
6 yorum:
çok hoş bir tanıtım olmuş, alınacaklar listeme ekledim kitabı :)
umarım beğenirsin :)
bu kitappp harika otesii bişi ben hep 2. kardeş sanmıstım taa sonuna kadar olayı anlayıncada cok uzulmustum...
şaşırtıcı bir finali var gerçekten de.
guzel bir kitapti, uzun sure once okumustum hala unutmadigima gore tad birakmis bende demek ki :)
etkisi çarpıcı olmuştu bende de.
Yorum Gönder