Çarşamba, Mayıs 25, 2011

Vahşi Hafiyeler

Roberto Bolano'nun Vahşi Hafiyeler'i, yalnız şairlerin oradan oraya savrulan hüzünlü destanı.

Kitap her anlamda destan gibi. Üç bölüme ayrılan bu dev romanın ilk bölümünün müthişliği, ikinci bölümün okuru kendine zor alıştıran ama bir alıştı mı da onlarca karakterin yaşamında kaçınılmaz bir biçimde kendini bulabileceği anlar ve her şeyin çözüldüğü üçüncü bölümün bana göre tartışmaya açık yapısı...

Gencecik şair Garcia Madero'nun günce biçiminde anlattığı ilk bölümün başdöndürücü ve bir o kadar da komik ve eğlenceli anlarının ardından ikinci bölüme geçtiğimde, uzun bir süre, nafile bir çabayla Garcia Madero'nun izini aradım. Halbuki bu bölümde diğer iki "hayalet" Ulises Lima ile Arturo Belano'nun yaşamına giren onlarca insanın hikayesiyle, Lima ve Belano'nun yaşamlarının sonraki 20 yılı anlatılıyordu. Onlarca karakter ismi ve neredeyse yüzlerce şair ve yazar ismi, keşke İspanyolcayla haşır neşir olma imkanım olsaydı dedirtiyordu. Güney Amerika ve İspanyol edebiyatının tüm o isimleri ile sözde edebiyat grubu damardan gerçekçilerin Octavio Paz'a bakış açısı, bizde yazılsaydı böyle bir kitap, kimlerin adı geçerdi diye düşündürdü. Romanın ikinci bölümüne dönecek olursam, sürekli değişen ve zaman zaman da yeniden ortaya çıkan bazı karakterlerin başdöndürücülüğünden mutlaka dem vurmam lazım. Lima ile Arturo'nun yitik yaşamları, konformist yaşamın şairlerle sanatçı ruhlu insanları yalnızlığa ittiği üzerine düşündürüp hüzünlendirirken, satır araları hüznü denen olayın satırların aralarından çıkıp somutlaştığına tanık ediyor. Düzenli yaşam kavramını sorgulatan her karakterde bir şekilde ucundan kıyısından kendi yaşamının aynasına rastlayabiliyor insan. İkisinin hayatına giren onlarca karakterin her birinin öyküsünden onlarca roman çıkacağı gerçeği, Bolano'dan daha da çok çekinmemize neden oluyor okur olarak. Kitabın otobiyografik özellikler taşıdığını öğrenince de şaşırmıyor insan haliyle.

Kitabın son bölümünde geçmişe dönülüp, giriş bölümünde Garcia Madero'nun anlattığı olayların devamı ve Lima ile Belano'yu oradan oraya sürükleyen gerçeklere geri dönülüyor. Anlatıcının yine Garcia Madero olmasına seviniyorum fakat oldukça yavaş ilerleyip birden hızlanan olaylarla düğüm bölümü bir parça hayal kırıklığı yaratıyor. Sözde edebiyat akımı damardan gerçekçilerin gizemine ilişkin daha çok şey öğrenmek istiyorum oysaki. Yine de, Vahşi Hafiyeler'in karakterlerinin yaşamıma girmesinden memnunum.

Hiç yorum yok: