Cuma, Kasım 25, 2011

Tirza

Tirza bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Kızına takıntılı derecede bağlı bir babanın öyküsü, saplantının romanı. Anlatımı ve üslubuyla Dostoyevski ile Coetzee'yi anımsatan Arnon Grunberg etkileyici bir karakter portresi çiziyor Jörgen Hofmeester araclığıyla. İşinden uzaklaştırılan, bunu ise evdekilere söyleyemeyen, her gün işe gidermiş gibi yapıp havaalanına giderek orada vakit geçiren, havaalanında tanımadığı insanlara ya da var olmayan yolculara el sallayarak kendini tatmin eden, kendini yemek yapmaya ve kızı Tirza'ya vermiş, kaçıklık yolculuğunda yeni bir aşama kaydeden bir karakter Hofmeester. Hofmeester pek öyle sevip bağrınıza basacağınız bir karakter olmamasına rağmen, nev-i şahsına münhasır bir karakter oluşundan dolayı sonuna kadar keyifle okutuyor romanı.

Karakterler arasındaki garip, sürükleyici ve yer yer komik diyaloglarla Hollandalı küçük burjuva ailenin sırları bir bir açığa çıkıyor. Yalnız, Hofmeester'i itici bulursanız, onun evi terk edip birkaç yıl sonra hiçbir şey olmamış gibi eve dönen karısını daha da itici bulacağınız kesin. Histerik ve komik diyaloglarla dolu Hofmeester'le karısı arasında geçen bölümler. Hofmeester, Mrs.Dalloway misali bir parti veriyor kızı Tirza için ve kızına bağlılığını sorgularken yaşamını da sorguluyor kaçınılmaz olarak. Tirza'nın ablası da, Hofmeester'in hayal kırıklığını simgeliyor bir bakıma. Hikaye bu şekilde, yavaş yavaş açılıyor beklenmedik sonuca doğru. Esasında gayet beklenen bir sürpriz romanın sonlarında açığa çıkan olay karakteri iyi tahlil ederseniz ama yine de sarsıyor insanı. 11 Eylül'den sonra artan ayrımcılık ve ekonomik kriz de romanın arka planında dikkat çeken diğer öğeler.

Kitabın ilk iki bölümünü daha çok sevdim. Son bölüm olan Çöl kısmını gereksiz uzun buldum ve zaman zaman hikayeden uzaklaşmış buldum kendimi bu bölümde. Romanın Türkçe basımındaki kapağı, gördüğüm en kötü kitap kapaklarından biri olduğundan, yurtdışında basılmış kapaklarından birini koydum buraya ibret olarak.

3 yorum:

Nefertiti dedi ki...

Benim de okuduğum en iyi kitaplardan biridir. Yalnız Türkiye'de basılan kapağı ben gayet sevmiştim :)

Ludmilla dedi ki...

Nihayet sıra gelmiş Tirza'ya! O korkunç kapağı unutmak ne mümkün. Bir ara ben hem kitabı çok sevdiğimden hem de ikinci baskıya giderse kapağın değişme ihtimali olduğundan herkese öneriyordum Tirza'yı.

Çöl kısmını ben de abartılı ve yorucu bulmuştum. Tamam, tam Jörgen'lik yaptığı şeyler ama yine de ilk iki bölümün yanında sönük kalmıştı biraz.

Sera dedi ki...

Nefertiti: Senin yazını da gördüm. Yazmayı unuttuğum bazı noktalardan bahsetmişsin, güzel yazıydı. Kapağı sevdin demek :) Hiç sevmedim ben kesinlikle.

Ludmilla: Son bölüm çok sönük gerçekten de. Yine de iyi yazıyor Arnon Grunberg. Yeni baskısını yaparlar mı bilmem ama :)