Salı, Mart 13, 2012

We Need to Talk About Kevin


We Need To Talk About Kevin

Son zamanlarda izleyip en çok etkilendiğim filmlerden birinin We Need to Talk About Kevin olacağını hiç sanmamıştım. Dışarıdan bakınca, bağımsız film havasında, "izlemesem de olur" etiketime girebilecek rahatsız edici bir film izlenimi veriyordu. Bağımsızımsı ve rahatsız edici bir film olduğu bir gerçek ama "iyi ki izlemişim" etiketine terfi ediverdi izler izlemez.

Hani o kayıtsız şartsız annelik var ya. Onu öyle iyi bir dengede sorguluyor ki, sarsılıp kalıyorsunuz. Zira filmlerdeki anneler, yine bazı bağımsız ve istisnai filmler dışında, ya fedakar anne kontenjanında olurlar ya da canavar anne kontenjanında. Tilda Swinton'ın canlandırdığı karakter aracılığıyla yönetmen Lynne Ramsay her ikisini de sorguluyor. Kişiliğini yitirmeden ya da kişiliğini bir kenara atıp üzerine kilit vurmadan annelik yapabilme hakkını arıyor Eva en başında, fakat durmaksızın ağlayan ve garip sorunlara yol açan bir çocuk, üstüne Eva'nın ne sevgi ne şiddet göstererek nasıl davranacağını bilemeden gerçekleştirdiği anneliği, bildiğin mal babalardan olan bir baba ile iletişimsizlik ve sevgisizlik annenin de çocuğun da giderek dibe vurmasına tuz biber ekmesine yarıyor ancak. Mükemmel insan diye bir şey olmadığına göre, mükemmel annelik diye bir kavramın da olmayacağını kabul etmemiz gerekir. Evet zaman zaman "ne uyuz, sinir bozucu ve ruhsuz bir anne" diye damgalamadan edemiyoruz Eva'yı ancak çocuğunu bir türlü sevemeyen anneyi çok ince ayrıntılarla bıçak sırtı bir yerde sorguluyor film. Eva'nın çocuğa karşı bazı davranışları, çocuğun annesinin etkisiyle mi yoksa doğuştan gelen huzursuz karakteri yüzünden mi giderek karanlık tarafa yöneldiği konusunda düşündürüyor fakat yönetmen kesin çıkarımlarla ilgilenmiyor. "Sevgi ve tedavi görseydi çocuğun akıbeti daha farklı olabilirdi" şeklinde klasik bir sonuca da yönelmek istememiş belli ki yönetmen ve iyi ki de yönelmemiş çünkü bu tarz filmlerden sürüsüyle var etrafta, tıpkı Eva gibi bir anneyi ilk bakışta canavar ilan edecek filmler gibi.

Eva'nın oğlunun gerçekleştirdiği katliamdan önceki ve sonraki halleri etkileyici bir kurguyla işleniyor. Geri dönüşlerle ilerleyen kurgu ile sinematografinin güzelliği, bu psikolojik gerilimi daha da kaydadeğer hale getiren unsurlar. Kırmızı, sarı ve mavi tonlamalar arasında değişiyor filmin renk paleti. Tilda Swinton ile Ezra Miller'ın oyunculukları, oyuncu performanslarının bir filmi ne kadar üst seviyelere çıkarabileceğinin en güzel örnekleri olarak karşımızdalar. Eva'nın oğlunun yaptıklarından önceki ve sonraki halleri arasındaki fark, önceki soğuk karakteriyle sonraki kırılgan ruh halleri, yalnızca bir kurgu başarısı değil bir oyunculuk başarısı olarak da görülmeli. Haneke bu filmi çok sevmiştir diye de düşünmeden edemedim. Akademi'nin bu filmle ilgilenmemesine hiç şaşırmadım. Dediğim gibi o Hollywoodvari fedakarlıklar yok bu filmde; üstelik alabildiğine feminist bir yaklaşımla ele alınıyor annelik. Eva'nın işyerinde yaşadıklarında da yaşı ilerleyen, dul ve yalnız bir kadına toplumun bakış açısını kör gözüme parmağımla göstermeden birkaç incelikli sahneyle özetleyiveriyor. Hem zaten herkesin çocuk sahibi olmak zorunda olmadığı sonucuna varan bir filmi niye adaylar arasına koysun ki tabii Akademi fakat Tilda Swinton oscarı, kimsenin hatırlamadığı bir George Clooney filminde oynadığı bir karakterle değil, bu filmle almalıydı.

6 yorum:

efe dedi ki...

bir kenara koyduğun ve izlemediğin wntak'a sen de özen göster bir an önce izle diyorsun

Sera dedi ki...

Aynen öyle diyor, hatta şimdiye kadar durduğun kabahat diye de ekliyorum.

Culturella dedi ki...

çok güzel ve etkileyici bir filmdi. kevin için bebeklikten son haline kadar yapılan cast seçimi de ayrıca çok başarılıydı.Tildo Swinton da müthiş bir oyunculuk sergilemiş..

Egemen TOKATLIOĞLU dedi ki...

Sen dönem izlediğim en iyi filmlerden biriydi, yazın cok güzel, eline sağlık

efe dedi ki...

bendeki verisyonu sorunluymuş tekrar indirip boş vakitte izlemek için ancak fırsat bulabildim. ancak dediğin gibi çok güzelmiş.

rahatsız ediciliği çok yüksek özellikle kardeşine karşı olanlar iyiki filmin sonundaydı.iyice darladı beni. doğuştan kötü ne demek tam anlamıyla gösteriyor.

ancak eva'nın anneliği gerçekçiliğe yakınken kocasıyla ilişkisi bence gerçekçilikten uzak.

Sera dedi ki...

Öyle uyuz kocası olan tiplere çok rastladığım için inandırıcı geldi bana :D Ama kocasıyla ilişkisinin geri planda kaldığına katılıyorum.