Sisler Prensi - Carlos Ruiz Zafon
Carlos Ruiz Zafon şahane kurgularıyla, kolayca özdeşim kurulabilen karakterleriyle ve en çok da, eski usul gizemli ve gotik atmosferleriyle öne çıkan bir yazar. Romanlarındaki olay örgüsünü ve anlatımını her zaman yeterli bulmasanız bile, sırf o esrarlı atmosferler uğruna rahatlıkla açıp okuyabileceğiniz bir yazar Zafon. Romancılıkta yazarı yazar yapan öğelerden biri de, etkili ve kendine özgü atmosferler yaratabilme becerisi bence ve Zafon bunu ziyadesiyle yapıyor. Sisler Prensi, Rüzgarın Gölgesi ve Meleğin Oyunu kadar unutulmaz olmayacak belki ama Zafon bu ilk romanında ileride okurun kendisinden neler bekleyebileceğinin ipuçlarını vermiş. Bir ilkgençlik macerası olarak bizlere bir hayalet hikayesi sunuyor Zafon ve Yürek Burgusu ile Faust'tan bolca ilham alıyor. Gençlerin yapmacık vampir hikayeleriyle zombileşti(rildi)ği şu günlerde daha çok kıymeti bilinmesi gereken bir ilk gençlik romanı Sisler Prensi içerdiği samimi dostluk ve aşk temalarının da etkisiyle.
Zafon'un şu ana kadar Türkçe'ye çevrilen kitapları arasında sıralama yapacak olursak:
Rüzgarın Gölgesi > Meleğin Oyunu > Sisler Prensi
Gurmenin Son Yemeği - Muriel Barberry
Muriel Barberry'nin şurada da bahsettiğim Kirpinin Zerafeti adlı romanı, tam bir edebiyat şöleniydi ve bize birkaç şahane edebiyat karakteri birden armağan eden nadir kitaplardandı. Gurmenin Son Yemeği'nde de edebiyat şöleni lezzet şöleniyle işbirliği yapmış fakat buradaki şölenler sanki daha çok meraklısına hitap ediyormuş gibi. Gurmelik ve yemek zevki, edebiyatın önüne geçmiş de diyebiliriz. Kitap, gurmenin anlattığı yaşamdaki keyifler ve yemek zevkini ele aldığı bölümlerle gurmenin yakın çevresinin bu elitist burjuvanın ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdikleri bakış açılarının yansıtıldığı bölümlerden oluşuyor. Gurmenin bölümlerinden çok gurmenin oğlundan esirgediği sevgiyi köpeğine, kedisine ve yemeklere boca ettiğini, son derece bencil ve kibirli bir insan olduğunu ve hayatın güzelliklerine bu denli önem veren bir insanın aile hayatında ne kadar korkunç ve berbat biri olabileceğini vurgulayan bölümleri favorim oldu ve keşke bu bölümler de ağırlıklı bir yer edinebilseydi kitapta diye düşünmüş olmam normal bu durumda. Sonuç olarak, Gurmenin Son Yemeği'ni Kirpinin Zerafeti kadar etkileyici bulamasam da, Muriel Barberry iyi yazıyor.
İt Kopuk Sürüsü - Jennifer Egan
Bu yıl okuduğum en ayrıksı yazarlardan biri oldu Jennifer Egan. Bakış açısı, gözlemciliği, kurgusu muazzam. Birbiriyle kesişen hikayelerin olduğu kitaplardan biri İt Kopuk Sürüsü. Bu yüzden, her bölümünü çok bağrıma basamasam da, bu ince ayrıntılarla dolu kitaptan genel olarak memnun kaldığımı söyleyebilirim. Müzik endüstrisinin içindeki bir grup insanın yaşamından kesitler sunuyor Jennifer Egan bize ve her bölümünde farklı bir üslup kullanıyor. Eskinin popüler rock grubu vokalisti Benny'nin mp3 teknolojisiyle kariyeri düşüşe geçmeye başlayan plak şirketi patronuna dönüşümü, onun kleptoman yardımcısı Sasha'nın birkaç bölümde anlatılan sürprizlerle dolu yaşamının farklı kesitleri, eski paparazzi Bosco'nun tecavüz suçundan mahkum olup sonrasında tersine değişen kaderi, bir diktatörün basın danışmanlığını yapmak zorunda kalan kadının kızıyla olan ilişkisi, unutulmuş bir müzisyenin intihar turnesine çıkışının sonuçları kitapta yer alan karakterlerden ve olaylardan birkaçı. 60'larla 70'lerden 2000'lerin kıyamet sonrası dönemlerine uzanan geniş bir zaman diliminde geçiyor olaylar. Bazı okurlarca "fazla postmodern" de bulunabilecek bir kitap İt Kopuk Sürüsü fakat bence mutlaka herkese hitap edecek bir bölümü vardır. Jennifer Egan hakkında kesin bir hüküm vermeden önce diğer kitaplarını da okumak lazım diye düşünüyorum.
Bir Erkek Hakkında - Nick Hornby
Okuduğum ilk Nick Hornby romanı olan About A Boy, okuduğum en komik ve eğlenceli kitaplardan da biri oldu. Kaçınılmaz olarak klasik bir romantik komediye dönüştürülen sinema versiyonunu bir kenara bırakın ve bu kitabı okuyun derim. Böylece, Alfie benzeri bencil ve çapkın bir herif olan Will'in yalnızlığına sıkı sıkı tutunup sonrasında içine kapanık ve bir o kadar da eğlenceli bir çocuk olan Marcus'la nasıl olup da dost olabildiğini okurken belki "zıt kutuplardan dostluk yaratma klişesini kullanmışlar gene" demeye kalkacaksınız ama sizi çok keyifli bir okuma yolculuğu bekliyor olacak ve sandığınız kadar klişe bir hikayeyle karşılaşmayacağınızı temin edebilirim. Bu kitap filmin aksine (aslında film de çoğu benzerinden farklıydı ve iyiydi ancak bu blog yazarı filmi izlemeden önce kitabı okuduğu için tahmin edilebileceği gibi filmde bir ton eksiklikler buldu. Yazarın diğer romanı High Fidelity'nin önce sinema versiyonunu izledi bu yüzden ve filmden daha çok keyif aldı bu kez zira çok yakın bir blog arkadaşı vakti zamanında High Fidelity romanını bir türlü sevemediğini ve okumasına gerek olmadığını salık vermişti.) "Yalnızlığın ne kadar korkunç olduğu kafasına dank edince çevresinde sevgiyi arayan adam/kadın" klişesine yüz vermiyor ve samimiyetiyle gönlümüzü kazanıyor dostluk-romans ikileminden çok. Kitaptaki bölümlerin Will ve Marcus'un bakış açılarıyla yazılmış olması, Marcus karakterinin bize yaşattığı duygusal ve eğlenceli anlar, Marcus'un Will'in bencilliğinden işe yarar bir adam çıkarması, süper espriler derken akıp gidiyor kitap. Keyfekeder anların önemini vurgulaması bile kitabı sevmem için yeterli.
Daha yazılacaklar var ama şimdilik bu kadar.

3 yorum:
ne güzel tavsiyeler bunlar her zaman okuduklarımdan farklı. mutlaka şans vermeliyim. sanırım sondan başlayacağım ;)
nick hornby ı cok severim diğer kitaplarını da öneriyorum:)
Gurmenin son yemeğini çok merak ettim bir sonraki kitap siparişimde aklımda olacak:))
Syhn: Güzel bir başlangıç olacaktır :)
ddp: Diğer kitaplarını da denemeyi düşünüyorum evet :)
Yorum Gönder