Bundan sonra her ayın sonunda veya birkaç ayda bir okuduklarımdan burada bahsetmek istiyorum. Umarım yeterince istikrarlı olabilirim.
Ocak 2022'de daha çok İskandinav edebiyatıyla zaman geçirdim. Arka arkaya belli ülke edebiyatlarına veya tematik kitaplara odaklanmayı seviyorum.
Tove Ditlevsen'in Kopenhag üçlemesinin ilk kitabı Çocukluk, Vigdis Hjorth'un kurgusuyla da unutulacak gibi olmayan işlevsiz aile romanı Miras, Christian Jungersen'in okuru da karakterleri kadar psikolojik ikilemlere sürükleyen romanı Kayboluyorsun, Jon Fosse'nin yer yer fazla naif gelen fakat yazarın benim gibi Sabahtan Akşama romanındaki tarzını sevenleri memnun edecek kendine haslığını yine gördüğümüz Üçleme'si İskandinav edebiyatından sevdiklerimdi.
Emilie Pine'ın kişisel yaşamından kadınlar için evrensel bir anlatı çıkardığı Kendime Notlar'ının etkisi de üzerimde büyük oldu. Özellikle menstrüasyonla ilgili bölüm, zor geçen ergenliği, hamile kalma çabaları ve kadın akademisyen olarak maruz kaldığı cinsiyetçi tavırları okuduğumuz anlatıyı Begüm Kovulmaz da çok duru bir Türkçeyle dilimize kazandırmış.
Okuduğuma memnun olduğum fakat mitolojiyle aram çok iyi olmadığı için bana hitap etmeyen Joseph Campbell'ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu'nu ve adalet kavramını sorgulamasıyla öne çıkan ancak sayfalarca ilerleyen betimlemeleriyle ve bana mesafeli gelen anlatımıyla yoran Thor Vilhjalmsson'un Gri Yosun Yanıyor'unu meraklısına havale ediyorum. Hanne Orstavik'in Sevgi'deki kurguda anne ve oğulun paralel ve tekinsiz macerasında anlatmaya çalıştıkları belli ki dişe dokunur olabilir ama benim okumasam da olurmuş, hiç değilse kısacıktı bitti dediğim hayal kırıklığı olarak kalıyor aklımda.
Ayın en güzel sürprizi ise, sevgili Levent Tanıl ve Esin Erden'in minnoş çizimleriyle hüzünlü ve bir o kadar da umut dolu bir çocuk kitabı olan Zürafanın Benekleri'ydi. Kitabı hediye ederek beni mutlu ettikleri için buradan da teşekkür ediyorum kendilerine. 2022'nin daha çok çocuk kitabı okuduğum bir yıl olmasını diliyorum.
2 yorum:
Dilerim olursun:)
İskandinav edebiyatı sever biri olarak, okumadığım kitaplarla karşılaşmak hoş oldu. Bir de bu yıl arada olsa da daha çok Sera okuma ihtimali sevdindirici... Daha önce söz ettim mi hatırlayamadım şimdi, çok bahsettiğim için kendisinden:) Lars Saabye Christensen- Üvey Kardeş. Ben çok sevdim ki bir blogda görüp almıştım, okuduktan sonra destan yazdırdı bana:)
@buraneros: Teşekkür ederim. Blogu hala istikrarlı takip edenlerin olduğunu görmek de beni mutlu ediyor :) Üvey Kardeş muazzam bir kitap. Çok sevmiştim ben de, yazmıştım hatta buraya da :) Yazarın diğer kitaplarını da okuyabilsek keşke.
Yorum Gönder