Perşembe, Temmuz 03, 2025

Sarı Yüz

 

Sarı Yüz’ün yayınevinin pazarlama stratejilerinden ve kolay okunabilen bir bestseller olduğundan R.F.Kuang’in Babil’inden daha çok ilgi gördüğü kesin. Babil’i de okumuş ve daha önce yazıp paylaşmış biri olarak Babil’i tercih edeceğimi belirteyim. Sömürgecilik eleştirisini Harry Pottervari bir anlatının içine yerleştirmişti Kuang Babil’de. Etimolojiyle ilgili bölümlerinde bazı okurlar sıkılıp oflamıştı ama bir dilci olarak kitabı en çok o yönüyle sevmiştim. Kurgusal olarak da daha yaratıcı bulmuştum Babil’i.

Sarı Yüz’e gelecek olursak; kitap bence ne yere göğe konulamadığı gibi yılın başyapıtı, ne de küçümsenecek temaları var. Güvenilmez anlatıcının diliyle yayıncılık dünyasının iç yüzünü okuyoruz. Bunu da tam bir bestseller, “page-turner”, adeta bir polisiye roman sürükleyiciliğinde yapıyor yazar. June’un intihalci bir hırsız olması, çaldığı Athena’nın da sütten çıkma ak kaşık olmaması, her yaptığını mantığa bürümesi kendisini hiçbir şekilde haklı çıkarmaz ama bazı bölümlerde ona neredeyse acıdım. Zira sistem çok daha kötü. 

Yayıncılık ve yazarlığa, bunlara dair pazarlama yöntemlerine dair alaycı bir dille dokundurmuş yazar. Beyaz ve erkek olmayan yazarların ve sanatçıların da bir manipülasyon tekniği olarak pazarlanması, güya çeşitlilik öne çıkarılırken asıl derdin daha çok kâr edilmesi oluşu ve orijinal içerik bulabilmenin ya da en orijinal içeriğin sunulması beklentilerinin ortalığı daha da birbirine karıştırdığı bir dönemin kolay okunan bir portresi. Bir de doğru olanı yapma arayışı var ki, nadiren rastlanıyor. 

Romanın asıl başarılı yönü sosyal medyayı, woke tavrını, iptal kültürünü ve internet çağını eleştirmesi bence. Birçok şeyin sosyal medyadaki tepkilere göre şekil aldığı bir çağın ne kadar abuk subuk olduğunu yansıtması ve bunu eğlenceli bir dille yapması yayıncılık dünyasına dair bölümlerden daha bile ilgi çekici. 

Edebi açıdan beklentileri karşılayabildiğini söyleyemem. Yaz kitabı arayışına cuk oturur. Kuang’in kendisinin de romandaki yazarlar gibi bir proje yazar olup olmadığı üzerine de tartışılabilir tabii. 

2 yorum:

MINDMILLS dedi ki...

Merhaba. Ben de iki ay önce orijinal dilinden okudum. Goodreads Choice Awards'da görüp listeme almıştım sanırım. Bu seçkilere artık daha temkinli yaklaşacağım. Size katılıyorum. Ben de sürükleyici bir bestseller kıvamında sıkılmadan okudum, okuduğuma da memnunum, ama edebi derinlik anlamında hayalkırıklığı oldu. Yayıncılık sektörünün ve zamane kültürünün etkileri karakterleri şekillendirmiş gibi dururken kitap olay bazlı ve yüzeyde akıp gidiyor. Yazarı daha iyi anlamak için kitapla ilgili bazı söyleşilerini, hatta Çin asıllı Amerikalı okurların yorumlarını dinledim. Oldukça Amerikan pompası bulduğumu ve kitapta işlenmeye çalışılan "indirgemeci" yaklaşımın gerçekliğini anladığımı itiraf etmeliyim. Sevgiler..

Sera dedi ki...

Eleştirdiklerinin tuzağına düşüyor bir süre sonra. Aslında gayet de batılı bakış açısı var evet katılıyorum. Tırnaklarımı yiyerek okudum ama batılıların abarttığı kadar da müthiş değil bence de. Sevgilre :)