2011 Senesi içinde okuyup sevdiğim kitaplar
(Daha önce hakkında yazı yazdığım kitaplarla ilgili yazılara verdiğim linkler aracılığıyla ulaşabilirsiniz)
Thoreau - Walden:
Doğal yaşam, yalın yaşam, yalnızlığımızla bütünleşme, en küçük anı bile özenle değerlendirme, Thoreau'nun inzivasının güncesini okurken daha da anlam kazanıyor.
Mark Haddon - Süper İyi Günler
Suzanne Collins - Alaycı Kuş:
Magda Szabo - Iza'nın Şarkısı
Jack London - Martin Eden:
Jack London'ı hep sevmişimdir. Bir yazarın yalnızlık ve anlaşılamama hikayesi de diyebileceğimiz Martin Eden'ın beni sarsmaması imkansızdı. Aşkın idealize edilişindeki o yürek burkucu hayal kırıklıkları ve seçimlerle toplumsal yaşama uyum sağlamayı reddedip hayallerinin peşinde resmen sürüklenen ana karakterde, her ne kadar Martin'in ısrarları zaman zaman can sıkıcı bir inada dönüşse de, çoğumuzun kendini bulacağı açık. Martin Eden insanların yaşadıklarımız ve seçimlerimiz karşısında gösterdiği tavırları çok iyi irdeleyen bir kitap ve bu yüzden de can yakıyor.
D.H.Lawrence - Lady Chatterley’nin Sevgilisi:
Bu klasik romandan fazla bir beklentim yoktu ve sayısız geyiğe konu olduğunun da farkındaydım fakat Mellors diye bir gerçeklik varken karşımda, sevdiğim kitapların arasına girmesi kaçınılmaz oldu. D.H.Lawrence'ın romanı yalnızca kadın-erkek-aldatma-anlaşılamayan kadının yalnızlığı-özgür cinsellik çerçevesinde ele alınırsa, yazarın roman boyunca sıraladığı görüşlere, doğayı kutsamasına, yapmacık sosyal ilişkileri yerip sahiciliği öne çıkarışına haksızlık olacaktır.
Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya
George Orwell - 1984 (tekrar okudum)
Jonathan Coe - Yağmurdan Önce
Iris Murdoch - Tek Boynuzlu At: Bir Kara Prens ya da Melekler Zamanı kadar iyi bir kitap olduğunu söylemem zor ancak Iris Murdoch vasat sayılabilecek ve eksik kalmış izlenimi veren bir hikayeyle bile, insan ruhunu iliğine kadar okuyor.
Chris Cleave - Küçük Arı:
Çelişkili duygularla okudum ve ne desem bilemedim şimdi. O küçük kızın hatırına ve sömürülen halkların üzerine inşa edilen batılıların konforlu yaşamını bir şekilde sorgulayışı sebebiyle bu listede yerini alıyor.
David Mitchell - Bulut Atlası: Filmini bekleyeceğiz artık.
Stieg Larsson - Arı Kovanına Çomak Sokan Kız
Üçlemenin müthiş finali. Lisbeth Salander öylece geçiştireceğiniz bir kadın karakter değil. Yazarın istediği gibi, "Kadınlardan Nefret Eden Erkeklerden Nefret Eden Kadın" şeklinde bir başlıkla yayınlansaydı, nasıl bir etki uyandırırdı diye merak etmeden duramıyor insan.
Roberto Bolano - Vahşi Hafiyeler
Magda Szabo - Kapı
Jeanette Winterson - Fener Bekçisi
Michael Ende - Bitmeyecek Öykü:
Fantastik bir aşırılık aslında bu kitap. Her şey öylesine aşırılık hissi veriyor ki, bitsin artık bile diyebiliyorsun. Momo ve saat çiçekleri kadar sevebildiğim de söylenemez. Yine de, Ende'nin romanın içine giren çocuğun maceralarını anlattığı rengarenk yazılarla basılmış kitabı yılın unutulmazları arasına giriyor benim için.
Kate Morton - Riverton Malikanesi
Nicholas Christopher - Franklin Flyer
Ian McEwan - Suçsuz:
Bir Yabancı Kucak ya da Sonsuz Aşk kadar iyi değil ve içine girilmesi zaman alan bir roman Suçsuz ama McEwan takipçilerini hayal kırıklığına uğratmıyor. Casusluk, savaş ve aşk üçgeninde bir şüphe öyküsü.
Vladimir Nabokov - Lolita: "Lolita, light of my life, fire of my loins" diye diye sonrasında okuyacak kitap bulamadım senin yüzünden Nabokov. İnsan mısın Nabokov?
Emma Donoghue - Oda
Leo Malet - Kara Üçleme: Daha fazla kitabını yayınlasanız da okusak.
Louis-Ferdinand Celine - Gecenin Sonuna Yolculuk:
Bardamu gibi tiplerin bakış açısıyla yazılan kitapları hiç sevmesem de, Celine'in yazarlığının parmak ısırttığı da bir gerçek. Kendisi Nazilere yakın imiş zamanında ama biz yalnızca romancı özelliklerinden bahsedelim. Herkese göre değil bu dev kitap. Nihilizmi ve toplum denen tek dişi kalmış canavarın kokuşmuşluğunu her cümlenin büyüleyiciliğine ve korkutuculuğuna yansıtan bir roman var karşımızda.
Tim O’Brien - Paris Yolunda
Fyodor Dostoevsky - Beyaz Geceler: Severim düşçü insanları. Belki de yalnızca bu tür insanları severim. Bunun ardından okuduğum Bir Yufka Yürekli ile Ev Sahibesi adlı öykülerini de anmadan olmaz.
Arnon Grunberg -Tirza
Kathryn Stockett - Yardımcı: Irkçılık öyküleri genelde hüzünlü olur. Kitabı filminden akıcı.
Elsa Triolet - Beyaz At
A.S.Byatt - Possession:
Türkçede yayınlansa keşke diyeceğim ama şiirler, mitolojik göndermeler, mektuplar, denemeler derken içeriğinde birçok anlatım biçimini barındıran bir dev kitap Possession ve tek bir çevirmen yetmeyecektir romanı Türkçeye kazandırmaya. Akademisyenlerin macera-gerilim romanlarının havasında iki şairin kayıp mektuplarını araştırmalarının ve aynı dönemde hatta yasak aşk yaşamış iki şairden kadın olanının (Christabel LaMotte) erkek olan şairin (Randolph Henry Ash) çeyreği kadar bile takdir edilmeyişindeki hüznün romanı Possession ama yalnızca bir roman olmadığını tekrar hatırlatayım. 1800'lerin iki şairinin öyküleri mektuplar, günlükler ve şiirler aracılığıyla anlatılırken, paralel kurguyla iki akademisyen de, biraz da kendi yaşamlarındaki duygu ve heyecan yoksunluğunun etkisiyle, bu kayıp aşkın izini sürüyorlar.
Tolstoy - Anna Karenina
Ölmeden önce okumak istediğim kitaplardan birini daha, Tolstoy'un büyüleyici anlatımıyla okumuş bulunmaktayım. Bir kadının yalnızlığının dev şiiri Anna Karenina.
David Mitchell - Siyah Kuğu Parkı
Agota Kristof - Kanıt
Belli ki önce Büyük Defter'i okumalıymışım. İlk kez okuduğum Kristof'un kısa ve çarpıcı cümlelerinin takipçisi olsam iyi olur.
Öyküler
Flannery O’Connor -İyi İnsan Bulmak Zor ve Her Çıkışın Bir İnişi Vardır
Gogol -Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto, Öyküler: Özellikle Palto öyküsü okullarda ders olarak okutulmalı.
Jorge Luis Borges - Yaratan: Borges'in düşsel labirentlerinde uzun bir süre sonra yeniden gezinmemi sağlayan kitap.
Milan Kundera - Gülünesi Aşklar: Kundera'nın öykülerini sonunda lütfedip okuyabildim her öyküyü aynı derecede bağrıma basamasam da. Ama Kundera iyidir.
Raymond Carver - Katedral, Ateşler: Tanıştığımıza çok memnun oldum Bay Carver. Tekrar görüşmek üzere.
Türk Yazarlar:
Ayfer Tunç- Yeşil Peri Gecesi ve Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi:
O çarpıcı kitap ve müthiş yazar. Sisteme çomak sokan kadının öyküsünü tabii ki de sevecektim.
Deliler Evi ise, yer yer kafkaesk, trajikomik bir Türkiye romanı. Kurgusu şapka çıkartıyor.
Murat Menteş-Dublörün Dilemması:
Eğlenceliydi ve sevdim Menteş'in hinliklerini ama bu tarz kitaplar sürekli okuma isteği uyandırmıyor bende
Tezer Özlü-Ferit Edgü - Her şeyin Sonundayım:
Tezer Özlü'yü farklı açılardan da tanımamızı sağlayan ve kişisel olarak daha da yakınlık duymamı sağlayan mektuplaşmalar.
Emrah Serbes - Her Temas İz Bırakır:
Dizisi daha güzel bence. 2. sezon çok iyi gitmiyor ama o konuya girmeyelim şimdi.
Murat Uyurkulak - Bazuka:
Bazı öykülerdeki üslup fazla erkek diliydi sanki ama böylesi gerekliydi belki de. Tutkular Kitaplığı diyorum.
Orhan Pamuk - Saf ve Düşünceli Romancı:
Manzaradan Parçaların kallaviliğinin karşısında çok da dikkatimi çekmedi bu denemeler ama Orhan Pamuk'un edebiyat incelemelerini seviyorum.
Hakan Bıçakçı-Karanlık Oda: Hazmedebilmem için bir süre geçmesi gerekti. Apartman Boşluğu da raflarımda bekliyor.
Hakan Günday - Az:
Hakan Günday'ın romanının da hazmedilebilmesi zor. İlk bölümde Derda'nın başına gelenlerin aşırılığı karşısında, ikinci bölümdeki mezar bekçisi Derda'nın öyküsünü daha çok sevdiğimi söyleyebilirim rahatlıkla. Kurgu da şahaneydi.
Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi ve Bizim Büyük Çaresizliğimiz:
İlk kez okuduğum yazarın Sinek Isırıklarının Müellifi'nde kendimden daha çok şey buldum ve Bizim Büyük Çaresizliğimiz'in de iyi bir kitap olmasına karşın, kişisel güncemde o denli önemi olmadı nedense.
Diğer Kitaplar:
Nicole Krauss - Aşkın Tarihi: Nicole Krauss iyi yazıyor, kitabın kurgusu müthiş ve Foer'e benziyor öykü anlatımı da (Foer'in eşiymiş zaten). Ama bir süre sonra yoruyor insanı Aşkın Tarihi. Geçmişe göndermeler ve o aşırı hüzün hali yoruyor.
Doris Lessing - Hayatta Kalma Güncesi: Ben okurken daralsam da, distopya sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap. Doğal kaynakların tükenişiyle yağmacı çocuklara kalır ortalık ve bu çocukları kapkaranlık bir gelecek beklemektedir.
J.M.Coetzee - Kötü Bir Yılın Güncesi
Dashiel Hammett - Sırça Anahtar: Ben Agatha Christie tarzı dedektif romanlarını tercih ederim ama bunun da seveni çok tabii.
Robert Musil - Üç Kadın: İlk öykü Grigia'yı ve Musil'in bu öyküdeki anlatımını sevdim. Sonraki iki öyküye ise ısınamadım.
Herta Müller - Tilki Daha O Zaman Avcıydı: Herta Hanımın üslubu göz kamaştırıcı. Karakterlerine karşı ise mesafeli.
Mihail Bulgakov - Usta ile Margarita: Müthiş başlayıp hayal kırıklığıyla devam eden kitaplar arasında yerini alıyor Usta ile Margarita. Şeytanın oyunları ilgi çekici elbette kaçınılmaz biçimde fakat aydınları yereceğim diye absürd ayrıntılarla okuru yoruyor Bulgakov.
David Mitchell - Hayalet Yazılar: Bulut Atlası'ndan sonra okuyunca vasat kalan öyküler.
Sara Gruen - Filler İçin Su: Yasak aşk yerine sirk ve dönem atmosferine odaklansaymış yazar, severdim belki.
Ursula Le Guin - Rüyanın Öte Yakası: Rüya kontrolü ile yeni bir dünya düzeni kurularak distopya atmosferi yaratıyor Ursula Hanım. LeGuin'in diğer kitapları kadar ısınamadım ilgi çekici yönlerine rağmen.
Manuel Puig - Örümcek Kadının Öpücüğü: Bu çok övülen kitabı, diyaloglarla ilerleyen romanları sevmeme rağmen bağrıma basamadım.
Adolfo Bioy Casares - Morel'in Buluşu: Casares iyi yazıyor ve Lost'un ilham kaynaklarından biri olduğu her yönüyle bariz olan bir roman var karşımızda. Adadaki yalnız adamın varoluş sorunları ve sanrıları ise afakanlar bastırdı.
Stanislav Lem - Solaris: Romanın ilk yarısını daha çok sevdim.
Italo Calvino - İkiye Bölünen Vikont: Üçlemede okumadığım bir tek Vikont kalmıştı. Eğlenceli eğlenceli olmasına ama Ağaca Tüneyen Baron Cosimo'nun yeri hep ayrı olacak.
Georges Perec - Şeyler: Nesnelerle örülü yaşamımız. Perec de başka bir dünyadan gelmiş yazarlardan.
John Fante - Toza Sor: Martin Edenvari bir roman. Ana karakteri ise alabildiğine seksist ve itici.
Nelson Algren - Altın Kollu Adam: Algren de iyi yazıyor ama bir süre sonra hikayeden koptum.
Okumasam da olurmuş:
Bret Easton Ellis - Ay Parkı: Gözüm görmesin Ellis'i.
Marguerite Duras - Lol Stein'ın Kendinden Geçişi: "Parkta" ne güzeldi.
James Joyce - Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi: Sevemiyorum, okuyamıyorum Joyce'u.
John Banville - Deniz: Banville'in üslubunu da sevmedim.
Lorrie Moore - Boşlukta Bir Kapı: Can sıkıcı bir aile, bir türlü anlayamadığımız bir genç kız, ahlaki ikilemler vs.Yazarın öykülerinin çok daha iyi olduğu söyleniyor.
Chuck Palahniuk - Ölüm Pornosu: Bunca tantanayı hak etmeyen bir Palahniuk romanı. Sanırım Dövüş Kulübü ve Gösteri Peygamberi'nden ibaret kalacak benim için Palahniuk. Olan Çevirmen Hanım'a oldu.
William Burroughs - Çıplak Şölen: Bu hezeyanlar da bana göre değil.
2010 kitap güncesi
En Sevdiğim Kitap Karakterleri
9 yorum:
Çok verimli bir yıl olmuş. Bir sürü not aldım. Seneye daha fazla okuman dileğiyle...
sevmediklerinde sevdiklerim olduğunu gördüm. bu sene hepimiz için bol kitaplı olsun!
nasıl kıskandım! ben de yapıcam bundan sonraki yıllarda böyle liste.. benimkinin içinde bir sürü çerçöp (trashy mi deniyor?) kitap çıkar ama neyse. bu da benim yeni yıl kararlarımdan biri olsun o halde, daha az çerez, daha çok doğru düzgün kitap okumak :)
Nefertiti: Cümlemize :))
Buket: Hangileri favorin?
Çavlan: Evet senden de bekliyorum hep kitap listesi ama hiç gelmiyor bir türlü :)
Beklenen liste! Aclik Oyunlari serisi hakkinda benzer dusundugumuzu gorunce sevindim. Bu sene guzel kitaplar okudugumuz, bir suru yeni yazar kesfettigimiz (misal Tea Obreht), daha az sevmedigimiz kitaba denk geldigimiz bir 2012 olsun =)
ne çok bekleyen varmış bu listeyi. mutlu ettiniz beni sağolun :)
aynı temenniyi paylaşıyoruz. kitaplarla yaşadığımız hayal kırıklığı, insanlarla ve hayatla yaşadığımız hayal kırıklığından daha katlanılır oluyor yine de.
Martin Eden benim favorim bu listeden, şiir gibi romandı, çok sevmiştim.
Seviyorum senin Listelerini hepsine tam göz atmadım şu sınavlarım bitsin bakacağım ^^
mutlu kal!
Mümin Can: Jack London ayrı güzel gerçekten de.
pluie: Beğendiğine sevindim :)
Yorum Gönder